Pazartesi, Ağustos 27, 2012

Kediler(im)

"Benim bütün çabam, kimseye muhtaç olmadan yaşamak. İnsanlar hiçbir şeyimi almazlarsa, bana çok şey vermiş olurlar. Hiçbir kötülük etmezlerse, yeterince iyilik etmiş sayılırlar. "

Sokaklarda, araba altlarında, bahçelerde, camlarda, deniz kenarında.. Her yerde.. Bir çok kişinin görmediği, bakmadığı, sevmediği, çığlık çığlığa kovduğu kediler..

Benim ise, çok gürültülü bir yerde bile olsam seslerini duyduğum, mamalarını, sularını asla eksik etmediğim, eğer isterlerse sevdiğim, rahatsız oluyorlarsa uzaktan izlemekle yetindiğim minik canlar..


Bugüne kadar onlar için yaptığım en uç şey, çöp konteynırının içine yemek bulma umudu ile girmiş ama çöp kutusu boş olunca, ne karnını doyurabilmiş ne de dışarı çıkabilmiş el kadar bebek kedicik için çöp konteynırına girmek olmuştu. (Benden iğrenebilirsiniz, sorun yok)


Elime fotoğraf makinemi aldığım ilk günden beri fotoğraflarını çekerim, binlerce kedi fotoğrafım vardır. Hiç bıkmam, hiç üşenmem.. Onlar benim kedilerim..


Ben bir kedi tarafından burnundan ısırılarak uyanmanın güzelliğini, eve döndüğüm de yerlere yatarak beni karşılamasının mutluluğunu biliyorum. Sokakta bir arabanın altından çıkardığım, sokağa atılmış ve terkedilmiş iran kedisinin, bir daha terkedilmemek için koynumda uyuduğunu, yanından her kalktığımda deli gibi uyanıp evde peşimde dolaşmasının üzüntüsünü de biliyorum. Sahiplendirdiğim de evimden gitmemek için, bütün evi nasıl birbirine kattığını, gözlerime nasıl baktığının çaresizliğini de biliyorum..


Bu dünyayı onlar için yaşanılmaz hale biz getirdik. Bu kocaman evleri biz diktik, bu kocaman yolları biz yaptık, arabalarımızı onların üzerine biz sürdük, onları çöplerimizi yemeye biz mahkum ettik, bahçelerini, koşup oynacakları, güvenle yavrularını saklayacakları yerleri biz yok ettik. Bu dünya bizimdi, biz insandık!! Herşeye hakkımız vardı.. Vicdanımız yoktu ama..


Sonra yetmedi, öldürdük onları. Zehirledik.. Toplattık.. Kocaman binalarımızın bir avuç bahçelerine sığdıramadık, kovduk.. Bir kedinin, köpeğin ne zararı olur demedik. Onlarda can demedik. Bir kap suyu fazla gördük, kendimiz koymadık o suyu ama o da yetmedi, su koyanların kaplarını da attık, suları döktük. Apartman toplantıları yaptık, o kediler gidecek diye.. Şikayetler ettik.. Yazılar astık koca koca, bilmiş tavırlarımızla..


Bu dünyayı paylaşamadık, evlerimizi bırak, bahçelerimizi, sokaklarımızı paylaşamadık.. Gözümüz görmesin de ne olursa olsun dedik.. Çocuklarımıza elleme pis dedik, seven insanlara hasta gözüyle baktık, "aman o kadın hayvanlara sarmış, deli" dedik.. Kucağına alan birini görünce, ay pirelenirsin dedik. Cahillik baki kalıyor, hiç okumadık, öğrenmedik.. Bir insanın bir günde döktüğü saç telinden daha az dökülür bir kedinin tüyü bilmedik, kedilerden temiz olamaz bir insan bilmedik.. Günün yarısını kendisini yalayıp temizleyen bir hayvanın pis olduğunu iddia ettik, hayvan nede olsa.. Hayvan..

Hayvanlardan farkımız aklımızdı ya onu da kullanmadık.. Bir hayvan kadar vicdanlı olamadık..


Ben senelerce kocaman bir sitenin, kocaman bahçesinde (insanların ayrı oturma yeri ,çardağın olduğu, bir o kadar da sadece çiçeklerin olduğu bir bahçe) 3-5 kedi ile yaşayamayan insanları gördüm.. Şimdi ben yokum artık o site de.. Benimle birlikte, gece yarısı aman kimse görmesin de kavga etmeyelim diye kedilerin mamasını, suyunu veren, köpeklerin ekmeğini koyan kişi de tatile gidince.. Kaldı kediler.. Kalmasınlar diye, koca sitede bir çok kişiye mama bırakıldığı halde, zahmet edip kimse inmemiş bahçeye.. Bir kap sularını, bir kap mamalarını koymamış.. Bir poşetten, bir kaba mama koymak gerçekten bu kadar zor olabilir mi?? Her akşam onun bunun kızının dedikodusunu yapmak için bahçeye inen ablalar, o mamayı koyamamışlar.. Aylarca mamalar verilen kişiler de, hiç dokunulmamış olarak kalmış.. Malaları alırken şirin şirin tabi ki koyarız diyen insanlar, sonra nedense cevap verememişler.. Mamaları geri vermişler bunun yerine..

Fıstık..

Ve fıstık, senelerce beni kapıda bekleyen fıstık, kaçta gelirsem geleyim bahçenin kapısından girdiğim anda, bana koşan, ayaklarıma dolanan, benimle apartmana giren, asansörle 7. kata çıkan, kapımın önünde benimle oynayan, sonra anneme doğru bir bakış atıp geri dönen fıstık.. Soğukta, yağmurda, karda kim ne derse desin apartmana aldığım fıstık.. Artık yok.. Öldü..

Veteriner, ilaçlar fayda etmedi..

Kimsenin umurumda değil biliyorum ama benim çok umurumda işte.. Ben o can'a üzülüyorum. Onu özlüyorum. Sokakta ölen ilk kedi değil, son da olmayacak biliyorum..

Ben her akşam kapıda bana doğru koşan bir kedinin sevgisinin ne demek olduğunu biliyorum.. Siz bilmeyin, ben biliyorum..


6 yorum:

  1. Bazı insanlar ne kadar korkuyorlar kedilerden ve çocuklarına da aşılıyorlar bunu. Evimize gelip te kedi olduğunu görünce kaplan saldırmış gibi çığlık atanlar var, neyse ki kedi sevilmediğini hissedip uzaklaşıyor hemen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de bilmiş bilmiş yorumları yok mudur o insanların, iğrenç bakışları, köşe bucak kaçmaları! Evet haklısın, sevilmediğinde uzaklaşırlar, bazı kedileri sevsen bile canı istemese yanına yaklaştırmaz. Çok kişilikli hayvanlar olduğunu düşünüyorum. Ne mutlu evinizde kediniz var.

      Sil
  2. İş yerinde tam da bu yazıyı okurken içeri bir kedi girdi. Karşı masamda oturan arkadaş, sağolsun, kendinden emin bir şekilde ayağa kalkarak, "Haydi bakalım, pıştt!! Pışştt!!" diyerek metropolda doğup yetişen kimliğinin kendine biçmiş olduğu görevi kusursuzca tamamladı ve gururla yerine oturdu...

    İşin özeti insanlar doğadan izole edilmiş olarak yaşıyor ve bilmedikleri, yabancısı oldukları bu dünyadan korkarak, çekinerek hayatlarına devam ediyorlar. Şişli'de veya İstanbul'un herhangi bir kalabalık semtinde köpeğinizle yürüyüşe çıkarsanız demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız... Kendileri dışında farklı bir canlıyla karşılaşan şehirli insanoğlu gulyabani görmüşe dönüyor. Hatta bana kalırsa, kendinden farklı olana karşı yok sayma ve nefret etme gibi hastalık derecesindeki toplumsal reaksiyonların temelinde, bahsetmiş olduğum, doğa ve hayvan sevgisi eksikliğinin yattığını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanın en çok sevdiği davranış biçimidir zaten, kendinden olmayanı yok sayma, nefret etme, yaşatmama. İnsani diğer duygular nereye kaçıyor o sırada bilemiyorum! Yorumunuz için teşekkür ederim, özetlemişsiniz durumu.

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Sen vicdanlı bir insansın! Ağlamaya yer arama ... o köpeciği sahiplensene :))

      Sil