Pazartesi, Eylül 10, 2012

Bu hafta sonu

Bu hafta sonu;

Sinir krizinin eşiğine geldim, bir daha asla ve asla "haketmeyen" insanlar için iyilik ve fedakarlık yapmamaya, dünyanın kendi etrafında döndüğünü zanneden insanlardan sonsuza kadar uzak durmaya karar verdim. Zaten senelerdir eleye eleye etrafımda insan kalmadı, bir de ne yazıkki "eleyemeyeceğim" birileri böyle olunca, nasıl uzak dururum derdine düştüm. Boşu boşuna kendimi üzdüm.

Sonunda sakinleştiğim de, etrafımdaki az ve öz harika insanlar için şükrettim. Eşimi, kardeşimi, delirdiğim de sakinleşene kadar beni dinleyen arkadaşımı ve Belçika'dan arayıp mutlu haberler vererek, çıldırmanın eşiğindeki bünyeme kahkaha attıran bir diğer arkadaşımı daha çok sevdim. Kendimi güvende hissettim.

Kötü olan şeyleri geride bırakmayı başarıp, mutlu bir akşam geçirdim, güzel fimler izledim, biraz çakır keyif oldum. "Yaşamamız için gerekli olan şeyler" listesine rakı bardağını almadığımızı ve evde rakı bardağımız olmadığını farkettim.. Rakı bardağını yaşamamız için gerekli şeyler listesine almamamıza şaşırdım :)

(O liste evimizi kurarken sevgilimle hazırladığımız bir liste idi, ilk etapta gerçekten neye ihtiyacımız var düşüncesinden yola çıkarak hazırlamıştık ve bu sayede evimizde ihtiyacımız olmayan hiçbir şey ve gereksiz eşya kalabalığı olmadı. Alacağımız şeylerin adetlerini bile 2 kişinin ihtiyacı doğrultusunda belirledik. Hem evimize yerleştikten sonra, zaman geçtikçe, tatiller de yada güzel bir şey gördüğümüzde keyfimize göre alışveriş yapabildik hem de zamanla gerçekten neye ihtiyacımız var görüp ona göre istediklerimizi aldık. Yavaş yavaş, keyfimize göre tamamlanıyor herşey )


Güzel hediyeler aldım. Küçük odanın camının önü bana çiçeklerden sonra arabalar da getirmeye başladı. Perdeyi açtım, çığlık attım :) Bir sarı taksi, bir kırmızı vw ve bir de yeşil new beetle sahibi oldum. Yaşamamız için gerekli şeyler listesinin başında oyuncak arabaların olduğunu söylememe gerek yok herhalde! :)


Belçika'dan gelen o güzel telefon sonunda hayallerimden birine kavuşacağımı müjdeledi ve Mr. Pink'e kavuşmak için gün sayıyorum şu an :) Okuduğunu biliyorum, seni karşılamaya mı gelsem :))) Sadece özlediğimden.. :)

Cumartesiyi bu şekilde hem üzgün ve sinirli, akşamında ise evimde mutlu geçirdikten sonra pazar günü kendimi dışarı attım.. Güneşi, ağaçları, aralarda gözüken bulutları seyrederek mutlu oldum..


Biraz fazla yedim : ) Bolca fotoğraf çektim.


Aramın pek iyi olmadığı çay'a alışabileceğimi farkettim..


Sonunda dayanamayıp kahve'ye geri döndüm..
 
 
 
Çimlere yatmak istedim :)
 
 
Saçlarımı kestirmeye karar verip, uçlarından minicik aldırıp geri döndüm. Bu kadar bol ve dalgalı saçın kısa olmayı kaldıramayacağını ve kuş yuvasına dönme ihtimalini göze alamadım. Kuaföre giderken tarafıma yapılan o saçlar kısalmasın uyarısını da dikkate aldım tabi ki:) Uzun zamandır istediğim ama bir türlü içime sinenini bulamadığım birşeyi kendim yapmaya karar verdim!! Bunun için hazırlıklarımı tamamladım.
 
Sizi üzenler, canınızı acıtanlar üzerinde fazla düşünmeye bile gerek olmadığını, önümdekini, yanımdakini, aynadakini sevdiğim sürece sorun kalmadığını farkettim..
 
 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder