Çarşamba, Eylül 19, 2012

Elif Şafak - Şehrin Aynaları

Çok takıldım bu kitaba.. Senelerdir elimin altında ama nedense sıra gelmemiş.. Bu ruh halimi mi beklemiş?

Madrid'te 1500 lü yıllarda başlıyor hikaye. Belki de daha öncelerde, başka zamanlarda başlıyor, iç içe geçmiş hikayeler, ne zaman yazılmış, kim bu hikayenin içinde? Kime ait bütün bu yaşananlar? .. İç içe geçmiş doğru kelime olmayabilir, ard arda sıralanmış hikayeler, birbirini etkilemiş.. Hepimiz belki de bizden önce yazılmış bir hikayenin parçasıyızdır.

Madrid'te bir aile, aşk, bir günah, Engizisyon mahkemeleri, iç sesi tarafından ele geçirilmiş bir Engizisyon hakimi, Yaşlı adında Müslüman bilge bir kadın, bir Haham, bir Şeyh, bir Heccav, Osmanlı İmparatorluğu ve Kösem Sultan'a kadar uzanan kelimelerin hikayesi..

Betimlemelerini özelllikle çok sevdim kitabın. Ara ara kitaptan bazı sayfaları paylaşmıştım zaten. Doğum'u, Ölüm'ü, Aşk'ı, Hüzün'ü, Felsefenin doğumunu, Habil ve Kabil'in hikayesini, bir armut ağacının bile yaşama sebebini, kelimelerin yıldız olup gökten düşmelerinin hikayelerini masal gibi okudum.. Gitmek ve kalmak ne demekti sorguladım. Kaçmak vardı bir de dedim.. Nuh'un gemisinin hikayesinin bilmediğim taraflarını gördüm. İspanya'da Engizisyon tarafından Hristiyanlaştırılmak amacı ile katledilen, evlerinden sürülen, inançlarını yaşayamayan Müslümanlara, Yahudilere üzüldüm..

Karakterlerin dürüstlüğünü, kendilerinin farkında olmalarını ve hatalarını, yaşadıklarını açık sözlülükle kabullenmelerini özellikle sevdim.

Mahrem'i sevdiyseniz ve okurken keyif aldıysanız bu kitabı da seveceğinizi düşünüyorum.

"İnsan bazen bir haritaya ihtiyaç duyar.Hiç gitmediği yada hep gittiği yerin haritasına değil; bir daha asla gidemeyeceği bir yerin haritasına.Geçmişi bir rüya olmaktan çıkartıp oranın hep var olduğuna ve geleceği ümitsizlikten kurtarıp oranın hep öyle kalacağına inandıracak bir haritaya"


"Korktuğun zaman bil ki" dedi fısıltıyla, "korku da cesaret de, aynı çemberin parçalarıdır. Bil ki çember senin içindedir. Demek ki, korkak olduğun kadar cesur olabilirsin. Ne kadar derine düşersen düş, bir o kadar yükseğe çıkabilirsin. Rinozzi'yi hatırla, Halife El Mansur'u hatırla. Çemberi hatırla. Korkuya tosladığında, felakete uğradığında, çukura düştüğünde tek yapman gereken çemberde geri yürümektir, ta ki zıt parçaya ulaşana dek. Sebeb-i felaketin her neyse onun zıddına ulaşana dek."



"Dönecek bir tavan arası yoktur bazen, ne de gidecek bir şehir. Her yer aynıdır aslında, hiçbir yer aynı değil. Gidebilmek sadece bir özlemdir kimilerinin dilinde, olmayacak duaya amin diyenler de çıkacaktır. Firar ederken kök salar kimileri; kök salarken firar edenler de olabilir....... "

"Aşk sonradan gelmez hiçbir zaman. Varsa vardır, o kadar."

Bana kalan ise;

"Ölümü anlamak çok daha kolaydı.Ölmüş bir baba zaten yok demekti.Oysa hayatta olan bir babanın yokluğunu içine sindirebilmesi bir hayli zordu."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder