Cumartesi, Eylül 15, 2012

İç dökümleri


Sizin dünyanız için fazla ütopik kaldığımı farkettim. Farketmek canımı daha da fazla acıtmaktan başka bir işe yaramadı. Çemberimi biraz daha daralttınız. Ben yalnız başıma, gayet güzel kendimle geçinip giderken, sizin hala başkaları ile uğraşmakta ki derdinizi anlamış değilim dostum. Bak dostum diyorum - ki sizin en sevdiğiniz kelimedir-  ama ben dostluk diye bir şeyin herkesle çok da mümkün olamadığını bilenlerdenim.. Tanımadığım bir çok insanla bile ortak bir şeyler bulup konuşabilirken, sizlerle bulamamak ne acıdır ama sizin burnumun dibinde olmanızda nasıl bir ironidir.

Ara ara kendimi kapattığım doğrudur. Siz de deneseniz? Bir dinleseniz kendinizi, başkalarına durmadan kendinizi anlatmaktan vazgeçip. Ama en çıplak halinizle, olabiliyorsanız bari kendinize dürüst olunuz!! Çünkü sizin bana kendinizi, o harika benliğinizi, karşı koyulamaz asaletinizi inandırma çabanızın ne bana ne size bir faydası var. Değil mi ama? Bakın ben gayet kendi kendine konuşabilen bir insanım. Bana da kendimi anlatma zorunluluğu vermeniz beni derinden yaralıyor biliniz. Çünkü sevmem. Size, kendimi inandırmak gibi bir amacım, çabam yok çünkü. Zaten o muhteşem gül cemaliniz sebebi ile anlayamayacağınız bir noktadayız. Kamaşan gözleriniz sebebi ile benim sokak kedisi benliğim (gurur duyarım) pek görülür değil.

Çok düşünüyorum farkındayım, size de tavsiye ediyorum. Haa bir de empati diye bir şey var deneyin bak pişman olmazsınız!! Sonra vicdan var, saygı var, özen göstermek diye bir şey var, önem vermek var, insan olabilmek var sonra (aslında en önce ama daha çok yolunuz var oraya kadar!)
 
Ne kendinizi, ne de başkalarını gözünüz de çok büyütmemeniz lazım.. Sonra düştüğünüzde / düştüklerinde dağılan parçalar çok fazla oluyor. Toparlayamıyorsunuz.
 
Vazgeçilir olmak bende o kadar da büyük bir etki yaratmıyor bilesiniz. Bundandır kolay gidişlerim, vazgeçişlerim. İnsan gün geliyor yaşamaktan bile vazgeçiyor sonuçta.
 
Sevgilerimi sunarım.. Hayatta ki herşeyi sevelim diyeceğim ama ben daha o "mertebeye" ulaşamadım.. Şu güzel kitaptaki, şu güzel cümlelerle veda etmek istiyorum size..

 
 
 "Sevmek mi? Eğer istisnasız herkesi seversen, yani düşmanını seversen, sana zulmedeni seversen, sevdiklerini sevmenin ne manası kalır?"

"Ben yaratandan ötürü bütün yaratılanları seviyorum."

Miguel oradan ayrılırken kendi kendine söyleniyordu.

"Yoo, o kadar da uzun boylu değil. Sevdiklerim var, sevmediklerim var; bir de bir kaşık suda boğabileceklerim var tabii!"

Elif Şafak - Şehrin Aynaları - Sayfa 115

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder