Perşembe, Eylül 13, 2012

Umutsuz ev kadınları kulübü nerelerde??

Paralel evren diye bir şey var kesin eminim... (Ya da fazla 1Q84'e takıldım o da mümkün, bitmesin diye kitabı okumuyorum iyi mi?)

Yok yok kesin var ama sonuç beni pek tatmin etmedi!! Diğer tarafta ki Sedayı daha farklı bekliyordum.Çok şaşırttı beni çok..

Buralarda ki Seda yaklaşık 8 senedir deli gibi çalışıyordu.. İş hayatından başka bir şey düşünmüyordu. Ee çalışmayı seviyordu da daha ne olsun.. Hoş pek ipe sapa gelmez dürüstlüğü, pat diye herşeyi söylemesi sebebi ile işyerlerinde hayatı pek kolay geçmiyordu ama olsun iyiydi işte, idare ediyordu, o hep 10. bir köy olduğuna inanıyordu.. İşten sonra da koşa koşa eve gittiği pek söylenemezdi.. Eve girmesi için Külkedisine dönüştüğü vaktin yaklaşması gerekiyordu. Şimdi arkadaşlarla, sevgiliyle buluşup 3-5 bişeyler içip müdürün dedikodusunu yapmak varken, eve gidip yemek yapacak, anneyle televizyon izleyecek hali yoktu herhalde.. Giyilmeden 5 dakika önce ütülenebilirdi gömlekler, temizlikçi geliyordu zaten evin camlarını kendine dert edecek değildi, yok artık?? Hafta sonu odasını (sadece odasını!!) süpürüp, siliyordu zaten.. O Bulaşık makinesini hemen mi boşaltmak gerekiyordu? Niye gerekiyordu ki? Okunucak kitaplar, izlenecek filmler, gezilecek yerler vardı.. Ev düşünülecek en son şeydi.. Zaten bir hafta sonu vardı..

Sanırım ben buralarda gezip tozarken, diğer taraftaki Seda'da ev hanımı olarak baya yol katetmiş.. Yoksa bu içime kaçmış ev kadının başka bir anlamı olamaz!??

Annecim; gözlerin yaşarabilir, sevinç çığlıkları atabilirsin.. Benim kızım da artık ütüleri bekletmeden yapıyor, evi de bal dök yala, ay geçen gün bir karnıyarık yaptı resmen sanat eseri diyerek övünebilirsin konu komşuya!!

Çünkü senin kızın işsiz kaldı, işsizler ordusunun bir neferi artık.. Hatta o ordu kızını o kadar çok sevdi ki, kızın başı çektiğinden, bırakıp gidemiyor.. İş hayatı resmen kızını içine almamak için direniyor.. Umutsuz ev kadınları kulübü nerelerde acaba? Kayıt olucam da..

Canım sıkılıyor... Canım sıkıldıkça diğer tarafta ki Seda ziyarete geliyor beni.. Bak şimdi kış için domates yapalım diyor.. Hatta kendisi biraz fazla hamarat sanıyorum ki.. İlk yapılan 10 kilo kesmiyor gidiyor bir de üstüne 20 kilo domates daha alıyor.. Pazara çıkıyor! Pazardan gelince tüm sebzeleri yıkayıp, kurulayıp, buzdolabı poşetleri ile sebzeliğe yerleştiriyor.. Nevresim takımları, iç çamaşırları dahil herşeyi ütülüyor.. T-shirtlerin hepsini aynı şekilde ve üstü üste gelince tek bir sıra bozulması yaşanmayacak şekilde katlıyor!! Ha bi de o düzeni bozan olursa kıyameti koparıyor..

Kişilik bölünmesi yaşıyorum!! Toplamda 30 kilo domatesten kış için hazırlık yapıyorum, her gün evi süpürüyorum, toz alıyorum, dikiş makinesi alayım da masa örtüsü, yastık dikeyim diyorum (Yuh artık!), duşa kabinin camlarında tek bir leke kalmayana kadar saatlerce ovuyorum, kabarıp, kabından taşan kekler yapıyorum, her güne ayrı ayrı yemekler pişiriyorum!!, yemek tarifi vericem sağa sola utanmasam, demezler mi adama "hopp sen kaç aydır yemek yapıyorsun, bir dur" diye! Önceden evden kaçıp kendini sokağa atan ben, şimdi evin işi bitmedi diye sahile inmiyorum!! Evin işi bitince de halim kalmıyor zaten.. Hangi iş ya hangi iş.. İş yerindeki planlı, düzenli ve bir şeyi yaparsam tam yaparım diyen çok çalışkan halim evin içerisine fena halde ve beni tüketecek şekilde yansıdı..Kızım al kitabını dergini, çek kapıyı, git.. Yok paralel seda izin vermiyor!

Ne zaman hayatım bütün bunlar oldu benim. Ben çok sıkıldım ama çok sıkıldım.. Size satınalma bütçelerini, tedarikçilerle yaşadığım komik olayları anlatmak, müdürümün acımazca dedikodusunu yapmak, yarın işe giderken ne giysem diye düşünmek, pazartesi sendromu yaşayıp, cuma günlerini çok sevmek istiyorum...

Ama olmayınca sarıyorum eve.. 2 kişinin yaşadığı evde ne kadar yemek yapılabilir ki, ne kadar pislenebilir ki demiyorum.. Saldırıyorum..

Aşağıda da "görmemişin domatesi olmuş, tutmuş kavonozlarını boyamış" isimli fotoğraf çalışmalarımı görebilirsiniz..

( Bu arada resim çizemiyormuşum ve benim niye o kadar rengarenk ojem var hiç bilmiyorum!)

 
 







Önlüğü fırlatıp, gerçek benliğine dönmeye çalışan Seda! Geçiş pek kolay olmuyor..




Evde ya da işte.. Hayatı güzelleştirmek değil mi önemli olan? İş yerinde masam hep rengarenk olurdu, evde de kavanozlarım da rengarenk boyalı..

Ah şu enerji fazlamı atacak birşeyler bulabilsem..

7 yorum:

  1. Kavanozlar bir harika.. Sen ev kadını olarak kal bence :)

    YanıtlaSil
  2. Bence sen anne olmalısın Seda abla :) Renkli renkli tulumları da ben almalıyım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baskılar çok ama direniyorum :)

      Sil
  3. Ya bir şey sorsam! :) Kaç yaşındasın ve ne kadar oldu evleneli :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 5 aydır evliyim ve 31 yaşındayım, 32 ye çok az kaldı :)

      Sil
    2. Ay daha yeni evlisin. Ah yeni evli anılarım canlandı :(

      En güzel zamanlardasın o zaman.

      Bebek için de çok erkenmiş yaa :D

      Sil
    3. Bebek düşünmüyorum zaten, başka planlarım var. Kısmet diyelim :))

      Sil