Salı, Ekim 23, 2012

Öyle değil, böyle..

Aradı bir hışımla.. bıdıbıdı bıdı bişiler anlatıyor. Ben yataktan kalktığım gibi evin işlerine bulaşmışım.. Makineye çamaşırı attım değil mi? Onlar beyazlar mı, renkliler mi? Ütü fişte, aman ütü yapıyodum ben!! Evi süpürmeyi unuttum ama tozları almıştım galiba?! Galiba ne be, insan toz alıp almadığını unutur mu? Arada fark yoksa aldığın tozdan bir hayır gelmemiş demektir.. Ocakta yemek var, onu hangi ara yaptım? Tabağa az koyarsam yemeği, dayarsam ekmeği, yanına da pilav, o yemek 2 gün gider, yarın rahatım hesapları yapıyorum.. Saat 10 da uyandım, saat olmuş 15:20 daha oturmamış, kahve içmemiş, görev aşkı ile yanıp tutuşan ev kadınıyım!! Lanet!!
Not: Pilav bitti, yemek 1 tabakcık kaldı, yine yemek yapılacak pofff!!

Gelmeyen bir kulaklık mevzu var, çağrı merkezindeki arkadaş sanıyoruz ki ya bugün istifa etti ya da hayatın anlamını sorguluyor.. Bana anlatıldığı kadarı ile öyle sakince konuşmak, uzata uzata, yaya yaya, düşünerek yada hiç düşünmeyerek başka bir sebepten olamaz.. Hayatın anlamını sormadık aslında, kulaklığım ne zaman gelecek??? Hani bırakmıştım size?? Haa pardon sizin ondan da haberiniz yok..  Ama sanırım o ara hayatın anlamını sorsak alacaktık cevabı.. Tühh görüyor musun kaçırdık.. Konu ile ilgili cevap vermemek için ciddi bir direnç gösterip, başka telefon numaraları ile kandırmaya çalışmış!! Siz başka bi yeri arayın diye başından savmak mı dersin? Dakikalarca bekletmek mi dersin? İyi de mevzu seninle ilgili canım arkadaşım!! Beklediğini zanneden Suzi aslında beklemiyorken, aslında karşıda onu bekleten yada ciddiye alan biri yokken hemde.. Büyük ihtimal arkadaş Suziyi beklemeye alıp, ahizeyi bir kenara koydu ve kablosuyla kendini astı.. Yok çok acımasız oldu bu.. Kahvesini içti, sohbet etti yanındaki ile (kelime dağarcığının yettiği kadarı ile tabiiii, biz kendisinin konuşabildiğine pek inanmıyoruz), çişini yapmaya gitti vs vs.. Yani çok eminim ki zor bir iştir ama yapamıyorsan zorlamayacaksın.. Bir işi yapıyorsan bir zahmet hakkı ile yapacaksın.. Neyin kafasındasın sen.. Biz de istiyoruz o kafadan oysa ki.. Seda Sayan seyircisi kafası da olur.. Bir insan sadece ve sadece "kulaklığımın durumu nedir" sorusunun cevabını almak için neden 1 saat uğraşır?!
Not: Samsung'dan bahsediyorum. İşiniz düşer ararsınız falan, bu tarz şeyler de olabiliyormuş orada haberiniz olsun..

Suzi ise yaptığı görüşme de "hayat böyle bişi" sonucu ulaşacak kadar etkilenmiş arkadaştan.. Arkadaşın telefonda onu 5 dk bekletmesi, geri dönmemesi sonucunda yeniden aramalarında kendisine ulaşmaya çalışmış ama başaramamış.. Çok azimli gerçekten.. Adını bileydik iyiydi.. Bende arayacaktım oysa..

Sonrasında gelen bu güzel mesaj ile bir telefon görüşmesinin bir insan hayatını nasıl etkilediğini de görüyoruz "gidilen yerden cok, yolculugun kendisi asil guzel olan..yolcular..yolculuklarimiz..biz..iste hayat boole bisi..ayhh:) "

Hayat nasıl bişi bilemiyorum, o şanslı görüşmeyi ben yapamadım.. Ama ben bu yolculuktan çok sıkıldım.. Bir yere gittiğimiz de yok zaten..

Sonra dedim ki "hayat nasıl bişi" gerçekten?! Yani bu mudur? Hani şimdi yaşadığımız.. Olay bu ise biraz sıkıcı.. Bu aralar ruh halim çok dengesiz. Gelip gidiyor. Bir mutluyum bir değilim. Arası yok..

Bildiğin gibi değil derse biri çıkıp sevineceğim, o bilmediğim kısımları madde madde alayım ama.. Duvarıma yapıştırıp her gün okuyup, ezberleyeceğim..

Herkes birbirinin hayatını zorlaştırmak için yarışta.. Bugün çağrı merkezindeki olur, yarın iş arkadaşın, başka bir gün başka birisi..

Kapat kepenkleri kapat, kimse girmesin.. İnsansız yaşamak mı en iyisi?

Sivri kenarlarımı törpüleme çabam yine sonuç vermedi ve en çok bana batıyor.. Tırnaklarımı yedim yine, faydasız amaçsız.. Birisi affetmek ve unutmak demişti bir zamanlar ama o kişiyi hiç ciddiye almadığımdan, söylediğini de ciddiye almamışım..

Papatya çayı uyutuyor demişlerdi, o da yalanmış..

Organik mum bile almıştım oysa, o da kokmuyor..

Hep kandırılıyorum..




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder