Cuma, Kasım 30, 2012

32!!

Kocaman bir 32!! Her ne kadar yaş kocaman gelse de, kendime bakınca pek kocaman birini göremiyorum.. Kocaman olmanın bir kriteri var mı?

Pek sessiz ve sakinim bu doğum günümde.. Şanssızlıklar da üst üste geldi, eşimin gece yarısına kadar işte olması gerek, bugünü birlikte geçireceğim arkadaşım hasta oldu, diğerinin de işi çok ve zaten uzaktalar..

Düşününce uzun uzun 18 yaşımdaki Seda'ya çocuk, 20 yaşındaki Seda'ya salak, 25 yaşındaki Seda'ya hayalperest diyorum... 28 yaşındaki artık büyümeye adım atmıştı (nihayet!).. 30'a hangi ara geldik, onu hiç anlamadım zaten..

32 yaşımdaki Seda'yı pek tanımıyorum, o da bana alışamadı sanırım.. Pek gel-gitliyiz.. Daha ilk günden arıza çıkarmaya meyilli.. Çünkü o 20 yaşındaki çok bilmiş salağın 30 lu yaşları ile ilgili planları vardı, emindi onları yapmış olacağına.. 25 yaşındaki biraz planlarda kayma yapmıştı, hoş 28 yaşındakinin aklı başına gelmişti... Bugün ben biraz 20 yaşındaki salağın aklına uydum galiba..

Doğum günümü özel kılmak için uğraşan;
Bu gece evde olamayacağı için dün geceden çifter çifter pastaları eve taşıyan, sabredemeyip hediyemi bile veren, sabah güzel mesajlar yazıp işe giden, her zaman her durumda her halimde yanımda olan, kocaman sarılan ve asla elimi bırakmayan canım..

"Doğmasaydın baya bir sıkıntı yaşardık" diyerek varoluşuma farklı bir boyut kazandıran Bünyamin :)

Yanımda olamasa da, aslında hep yanımda olan, herşeyle, kendimle ve onunla durmadan dalga geçmelerime katlanan Evrim :)

İyi ki siz de varsınız, siz olmasanız benim olmamında pek anlamı olmayacakmış zaten :))

Bu gece için planım, özenle sakladığım şarabımı açıp, ne zamandır yine özenle sakladığım Himym'ın yeni sezon bölümlerini izlemek olacak :)) Bence büyük bir hediye bu, himym diyorum daha ne olsun :))

Mum dikseymişim bari pastama ama sabredemeyip hemen yedim!!



Ha bir de X'de Y'de olmadı :)) İkisi de bugün sonuçlanacaktı.. Tam gününde..

Çarşamba, Kasım 28, 2012

Mahmut ile tanışmak ister misiniz?

Sizi Mahmutla tanıştırmak istiyorum.. Kendisi benim yeni kedişim..

Gecenin bir yarısı "ben kendime keçe'den broş yapıcam, kedi olacak" krizim sonucunda ortaya çıktı.
Eşimin internetten bulup, çıkarttığı kalıplar vardı. Onların içinden seçtim Mahmut'u. Biraz değişiklikler yaptım, kuyruğu kesildi, ipliklerle patiler yapıldı, papyon takıldı ve tam bir salon beyefendisi olan Mahmut ortaya çıktı...

Bugün bolca gezdik kendisi ile.. Şalımın üzerinde salındı durdu, çok canlar yaktı hatta talipleri bile var.. Baş talip Afitap Hanım.. Çay altlığındaki uyuyan kedicik.. Bir ara bugün yan yana geldiler, uyku mahmuru açtı gözleri, Mahmut'u gördü ve vuruldu :))



Çok kültürlüdür.. Kitap okurken hiç yalnız bırakmaz...


Fotoğraflarda rengi mavi gibi çıkmış sanırım ama aslında simsiyah bir kedicik kendisi..

Adının neden Mahmut olduğu ise uzun ve komik bir hikaye.. :))

Salı, Kasım 27, 2012

Yaptım Oldu?! Bardak Altlıklarına devam..

Bu işi sevdiğim ortada sanırım... Kardeşim için yaptığım Efes temalı altlıklardan sonra B kişisinden istek geldi, B kişisi Bomonti ve Tuborg Gold severmiş :)) E kişisi durur mu "bende çay altığı istiyorum" dedi :)

Bende başladım arkadaşlarıma altlıklarını yapmaya..

B kişisi için;



E kişisi için;



Galiba artık kendimiz için de bir kaç tane yapsam iyi olucak. Eşim her yaptığımdan sonra "bunu vermem kimseye" diyor, elinden zor alıyoruz.. Ona özel bir şeyler de düşünmeliyim..Bira altlıklarını Wes Anderson'un tüm filmleri karşılığında teslim edebildik, bende şu kocaman vw'yi kaptım :) Karlı çıktığımı düşünüyorum :)


Ne zamandır, dal bulun, o eski iplerden bulun (adını hala bilmiyorum ama kendisini bulmak için bir kaç nalbur gezdik) diye eşimin ve kardeşimin başının etini yiyordum.. Dal bulundu, ip bulundu, fotoğraflar yaptırıldı, ipler çift taraflı bant ile fotoğraflara yapıştırıldı, uçlarına nazar boncukları asıldı..Dalımız duvarımızı süslüyor artık..

 

Fotoğraflarla ilgili bir de çerçeve projem var.. Yakında inşallah..

Pazartesi, Kasım 26, 2012

X - Y Sorunsalı

Bu hafta önemli bir hafta benim için.. Kafam bir dünya desem yeridir. Kendimi oyalamak için kesme, biçme, dikme olaylarına kendimi daha çok verdim. Zamanın nasıl geçtiği pek belli olmuyor çünkü.. Düşünmeye de pek fırsat kalmıyor.

Şimdi bir X durumu var, bir de Y durumu... Ne tesadüftür ki bu iki durumda bu hafta sonuna kadar sonuçlanacak ve ben hayatımın ne yöne gittiğini öğreneceğim. Aynı zamana denk gelmeleri de tabiki Murphy Amcam olsun, Evren olsun, kaderim olsun.. Hepsinin birleşip bana nanik yaptıklarının kesin kanıtı...

Seçeneklerim;

İkisi de sonuçlanmaz ve ben olduğum yerde bile kalabilirim.. Bazen bu stresi yaşamaktansa (beklemeyi seven bir insan değilim) aman boşver ikisini de, iyi böyle iyi demiyor da değilim..

Y sonuçlanır ise çok sevineceğim biliyorum ama korkularımda var.

X sonuçlar ise mutlu olup, olmayacağımı bilmiyorum.. Yaşayıp göreceğim..

Eğer X ve Y ikisi de aynı anda sonuçlar ise o zaman bu "evrenin benimle dalga geçme şekli" diyerek kaderime küseceğim.. Hatta "bana kaderimin bir oyunu mu bu?" şarkısı eşliğinde bundan sonraki hayatımı geçireceğim.. Çünkü ne yazık ki X ve Y birbirini götürüyor.. 4 yanlışın 1 doğruyu götürmesi meselesi gibi.. O 4 yanlıştan ne kadar nefret etsek azdır.. Bende X mi Y mi şeklinde aralarda kalacağım.. X'in Y'yi götürmesi çok muhtemel..

Bunların hepsinin doğum günüme sayılı günler kala gerçekleşmesi ise; 32 yaşımın süprizli geleceğinin, 31 yaşımın sancılı gideceğinin habercisi.. Gelmeyebilir, herşey aynı kalabilir de ama bu hafta bekleme haftası..

31 yaşımda gayet kendi halinde, 30'un ortalarında herşeyin tepetaklak olması sonucunda, pek iyi gelmemişti.. Hoş sonlara doğru atak yaptı, yazarım ben bu yaşı altın harflerle tarihine diyerek, evlenme ile sonuçlandırdı kendini.. 32 yaşımın bu yükselen atağını kıskanır, öyle geldiği gibi düzeltemez herşeyi demez ve başlardaki kısmetsizliğini 32 ye bulaştırmaz umuyorum..

Durum budur; yağmur, çamur.. Şimdilik dışardan izliyorum ama çok uzak değilim..

 
 


Günün Fotoğrafı 17 - 25 Kasım

Kaldığımız yerden devam edeyim :)

17 - İçecek (Zararlı diyorlar ama bu ikisi bir arada çok güzel gidiyor!)



18 - Turuncu (Kocaman turuncu bir saksı kaktüs verelim)




19 - Rahat (Köşe koltuk takıntım vardı, aldım rahatladım :) Rahat rahat dağılabiliyorum, her bir köşesini maksimum kullanıyorum. Ben koltuğun rahat olanını severim)



20 - Minik (Minik denirse aklıma ondan başka birşey gelmez.. Minicik eller, ayaklar, parmaklar, minicik bir burun.. Büyüyor artık, daha da tatlı oluyor.. ama bu hallerini çok özleyeceğim biliyorum)
Bebişin adı Defne, kuzenimin kızı.



21 - Arkanda ne var (Koltuğun kenarı hep dolu, iğnesi, ipliği, kumaşı, keçesi.. Her an elimin altında olması için..)



22 - Sıcak (Sıcak renkler, bir fincan sıcak kahve)



23 - Anahtar (Çok sevgi dolu bir anahtarlığım var!)



24 - Örgü - Yün (Patik)



25 - Ağaç

İmza Kızın

Canım Leylak Dalı Ablacım sayesinde haberdar olduğum, imza gününü kaçırdığım ama dün kavuştuğum güzel kitap "İmza Kızın"..

Bu sabah kahveme eşlik etti.. Çok duygusal ve benim için okunması zor aslında.. Gözlerim dolmadan bir mektuptan, diğer mektuba geçemiyorum..





 
Bu kitabı alarak ihtiyacı olan çocukların eğitimine katkıda bulunacağınızı unutmayın..!!


Çarşamba, Kasım 21, 2012

Olmayınca Olmaz.. Bazen olur..

"Belirli bir gelişme herhangi bir yerde ortaya çıkmadıysa, zaten bu durumda mümkün değilmiş demektir."  Der Murphy Amca..

"Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir"

"Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir"

Benim vazgeçmek ile ilgili sorunlarım var..Olmadığını kabul etmek ile ilgili de sorunlarım var..Beklemekten vazgeçmekle ilgili de sorunlarım var.. Bir de önlenemez bir sabırsızlığım var..

Yine, yeniden hayal kırıklığım ile baş başa kalmamak için düşünmemeye çalışmaya çalışıyorum..

Süt iyi gelir!!

Bir de "Ben dantel sevmem, evime sokmam!!" diye senelerce bağırıp, dantel görünce kafasını çeviren biri olsanız da, "ay bu ne güzel, üstünde lale var" diye dantelin birine göz ucuyla bakıp, sevindiğiniz bir anda, bunu farkeden sizi çok seven birisi, sizinde en sevdiklerinizden olan birisi, Seda bunu çok sevmişti diyorsa, sizin için uğraşıp yapıyorsa onu,  o danteli alır, öper, koklar, evinizin baş köşesine serermişsiniz.. Lalesi gözükmemiş ama olsun.. Evimin ilk, tek danteli.. En kıymetlisi..

Pazartesi, Kasım 19, 2012

Yaptım Oldu?! Yeşil Gazetelik...

Bir kaç saat önce gazetelik faciasından bahsetmiştim. Çok üzülmüştüm.. Çok hevesli başlamıştım çünkü, olmaması keyfimi kaçırmıştı..

Eşim eve gelirken malzemeleri aldığımız yere uğrayıp, aynı transferden almış :)) Yemekten hemen sonra "hadi hemen yapalım, lütfen lütfen" diye sızlanmalarım sonunda, transferi uyguladık. Yine zor oldu. Çok büyük bir transfer seçmişim. Ama bu sefer yer yer baloncuk olsa da (patlattık kendilerini) en az hasarla yapıştırdık. Kenarda da minik bir parça bizi terketti :)

Sonuçta biz yaptık, o yüzden ne şekilde olursa olsun bizim elimizin değdiği herşeyi çok seviyorum. Seneler sonra yer yer aşınsa da, olmayan parçasına, yamukluğuna, boya izlerine bakıp, bugünü hatırlayıp mutlu olacağım biliyorum. Anısı olan herşeyi çok seviyorum.




Aldığım herşeyi de hemen kullanmayı sevdiğimi söylemiş miydim? :)) Akşam sofrası bol renkli oldu..


Bir de "Ben senin canının sıkkın olduğunu blogdan mı öğreneceğim, neden benim haberim yok?!" diye bana kızan arkadaşımı da çok seviyorum :) Ben gidip hesap vereyim..

Alışverişler, boyama çalışmaları..

Pazar günü gerçekten erken kalkıp Ikea'ya gitmek için çok çaba gösterdim.. Erken kalkmayı başarmamız gerçekten çok zordu ve başaramadık.. Çünkü cumartesi gecesi balığa gittik. Evet bu soğukta :) 8 tane akıllı ellerinde oltalar, ateş yakmak için eski bir teneke kutu, biraz içecek ve yiyecek sahile gittik. Oltalar hazırlandı, denize atıldı, beklerken ateş yakıldı.. O saatte deniz kenarı için kar botu ve lahana gibi kat kat giyinmekten başka çare de yoktu :) Gece eve çok geç döndük, benim de sabah erken kalkma planım suya düştü.. Balığa mı gittim, içmeye mi belli olmadığından ben sızdım desem yeridir..



Sabah kalkamadım, öğleni ettik kahvaltıyı yapana kadar. Sonrasında giyinip hazırlanıp evden Ikea istikametine doğru çıksakta, gidemeyeceğin varsa gidemiyorsun bir yere..

Akşam üzeri yakındaki bir Alışveriş Merkezine kısa süreliğine girdik, Esse Mağazasına daldım, %50 indirime girmiş herşey. Ne zamandır renkli çatak kaşıklar istiyorduk. Aslında pembe renk var, hatta klasik bir takım daha var ama bunlar hangi kadını durdurmuş ki bu güne kadar.. Eşimin de benimle aynı kafada olması şansım sanıyorum.. Şimdi yine karışık renkli bir yemek takımı hayalimiz var..

Ben herşeyin çok takım olmasını sevmeyenlerdenim. Yani karışık desenlerin, renklerin bir araya gelmesini de çok seviyorum.. Renklerine göre ayırıp fotoğraflarını çektim ama karışık olarak da kullanacağım..

Kırmızılar önden gelsin...




Mavileri alalım..


Şimdi de yeşiller..


Diktiğim servisler ile de gayet güzel oldular..

Benim bir ara sakin olmak ve bir süre bir şey yapmamak gibi planlarım vardı.. 2 gün sürdü. Ne zamandır istediğim gazeteliği cumartesi günü aldım. Evdeki yeşil boyamı kullandım, üzerine ne zamandır beğendiğim transferi de aldım.. Bu gazeteliği sevme sebebimde üzerinin sehpalı olması, çok kullanışlı olacağını düşünüyorum. Zaten yığılan dergilerimize acil bir çözüm gerekiyordu.


Bu sabah 7 de başına oturdum. İşe gitmek için beni yataktan sürükleyerek kaldıran annem, boya yapacağım diye 7 de uyandığımı görse sanırım gözleri yaşarırdı..

Boyamayı bitirdim, renk koyu ama düşündüğümden güzel oldu.. Gel gelelim, biraz sabırsızlığımdan, biraz dikkatsizliğimden transferi yapıştırmayı beceremedim.. Daha önce de yapmış olduğum, bildiğim bir işlemdi ama bu sefer olmadı ve o transferi tekrardan gazeteliğin üzerinden sökmek gerçekten çok zor oldu ama başardım. Boyaların çoğu çıktı. Yeniden boyadım ve bugün bir daha dokunmamak üzere kenara bıraktım.. Akşam eşim gelirken yeni transferi alınca, onunla birlikte deneyeceğim. Umarım bu sefer olur.


Neymiş kafa bir dünyayken böyle ince işlere girişilmezmiş!! Kafam dolu biraz bugünlerde, ciddi olmayan ama beni biraz üzen bir şeyler var. Erkenden kalkıp sağa sola saldırmam da biraz bu yüzdendi. Boyama çabuk bitince, transferden önce tavuklu salata, mantarlı kaşarlı börek, mozaik pasta gibi yiyecekleri araya sıkışırdım..Sanırım kafam dolu iken mutfakta daha başaralıyım :) Mısır konservesi ile elimi kesmemi saymazsak tabi :)

Gazeteliği bitirebilirsem son halini paylaşacağım..



Cumartesi, Kasım 17, 2012

Kitap Fuarı ve diğer şeyler..

Ayın ortası olmasa iyi olurdu.. Şöyle ay başında paracıklar elimize yeni geçmişken yapsalar ya şu fuarı!! Mesela desem ki, bence bizim ayın ortasına kadar yediğimiz yemekler yeter, bu ay daha fazla mutfak masrafı yapmayalım, kenarda köşede biraz patates olacaktı, hem sanki biz biraz kilo mu aldık ne?! O parayı fuarda harcayayım!!! Benim ki yer mi dersiniz??

Farkettiyseniz yemeden içmeden kesiyorum ama gezme paramdan, kıyafet alışverişi paramdan kesmiyorum :) Yemek yemeden de yaşandığını farkettim ben bir ara, kahve de yeterli oluyor..

Neyse gidiyoruz değil mi?? Sözüm sana Suzi!! Bekliyorum...

Ben hafta sonu hengamesine katılmayı hiç düşünmüyorum. Zaten şimdi bizim salonun camından kafamı çıkartıp, sol üst tarafa doğru bakınca orası fuar alanı.. Hafta içine kadar sabredebilirim... Sakince gezmek için değer bence.

Eğer Uykusuz yada Penguen alıyorsanız bu hafta içinde davetiye var!! Şimdi ben ikisini de aldığımdan, birinin içinden düştü davetiye ama emin değilim, o yüzden ikisini de söyledim. Uykusuz olduğunu sanıyoruz ama alırken bakabilirsiniz..


Sakince günü geçirme eylemlerime devam etmeye çalışıyorum.. En azından günün bir kısmını sakince, keyfime göre takılarak geçirebildim 2 gündür.. Tamam öğlene kadar ev işi, yemek falan kendimi kaybediyorum ama onlar bitmeyince de ben rahat oturamıyorum ki!! Sonrası kahve - kitap, kahve - film.. Kahveyi azaltmalıyım...Sade'den sütlüye geçiş yapmam bile başarı ama..


Kahve içiyorum, kahve içiyorum ve kahve içiyorum...

Bütün gün sanki hiç kahve içmiyormuş gibi, akşam bir de eşimle içiyorum..


Bu takvimleri çok severim ve her sene alırım.. Bugünün kedisine bayıldım!!! Sanırım ben bir kaç gün 16 Kasımda kalacağım... Bu seneki takvimin benim için farklı bir anlamı daha var..

Şöyle ki, bilindiği üzere ben fotoğraf çekmeyi çok seviyorum ve bolca fotoğraf çekerim.. Çok iyileri de vardır, kötüleri de, bazıları gerçekten profesyenel olarak iyidir, bazıları amatör kalır.. Seneler seneler önce, minik bir kedi geldi bir arkadaşıma.. Ben kedişi sevmeye gittiğimde, bolca fotoğrafını çektim ve bazıları gerçekten çok iyi oldu. Arkadaşım kedişi yuvalandırmak isterken, o fotoğrafların bazılarını kullandı. Buraya kadar mesele yok.. Aradan seneler geçti.. 6 sene falan.. Sonra o kedinin sahibi, benim kedicik daha minicikken çektiğim fotoğrafımla ve kendi adı ile takvime başvurmuş. Kedi onun, fotoğrafta onun ya.. Kedi şu an 6 yaşındayken, 2 aylık fotoğrafı ile katılmakta ilginç ama neyse.. Sonuç, kabul edilmiş..En sevdiğim takvimde, en sevdiğim fotoğraflarımdan biri ile varım ama aslında yokum..Ne güzel değil mi?! Benim bundan çok tesadüfi bir şekilde haberim olması zaten ilginç iken, bir de fotoğraflarla yarışmalara katılıp kazandığını öğrenmem de daha ilginç oldu... :)) Blogda bile herhangi bir yerden alıntı yapınca uzun uzun bahsediyoruz, link veriyoruz, detay veriyoruz, şuradan gördüm yaptım diyoruz vs vs.. Tuhaf geldi bana biraz.. Neyse diyeceğim.. Neyse..


Bunlarda yeni cicilerim.. Dünyanın parasını döktükten sonra bir dolu kırlente, pazardan 5 tl ye alınca bunları, baya bir kıymetli oldular.. Dokusu yumuşacık, kumaşı ince değil ve çok güzel. Renkleri çeşitlendireceğim. Üzerlerine keçe ile çiçekler böcekler dikme projem var ama sakin olma çalışması yaptığımdan şu an başlamıyorum.. Ne kadar sabrederim bilmiyorum!! Yastık projesini Evim dergisinde görmüştüm, hatta önceki yazılardan birinde fotoğrafını koymuştum derginin sayfasının sanırım.


Bunlarda bu hafta ki çiçeklerim.. Vazom boş kalmaz.. Boş bırakmayan sağolsun..

 
Bir de kendimi tebrik etmek istiyorum.. Evden çıkmadan ve eşinden başka insan görmeden kendini hasta eden insan olarak!! Bir kırgınlık, hapşuruk, öksürük, burun çekme hakim bünyemde..

Güzel hafta sonlarınız olsun..

Günün fotoğrafı 8-16 kasım

Günün fotoğrafı etkinliğinden bahsetmiştim..

Her gün instagramdan yüklüyorum ama burası için baya biriktirmişim..

8- Yol (O gün dışarı çıkmadığımdan eski fotoğraflardan birini yükledim, sonbahar ilk geldiğinde bahçe kapımızın önü böyleydi..)


9 - Hata (Şimdi ben içki olayını pek hata olarak görmem, arkadaşlarla içilen bir kaç biraya, akşam evde içilen bir kadeh şaraba asla hayır demem ama bazı geceler vardır ki.. Hani en sevdikleriniz, özledikleriniz etrafınızda olur, sofra çok güzeldir, kahkahalar çok güzeldir.. O gece öyle bir geceydi, kardeşim, kuzenler, eşlerimiz, çocukluğumuzun en salak anılarının, en saftirik zamanlarımızın masaya dökülmesi.. İşte o geceler içilir, ne kadar içildiği de pek farkedilmez, kadehler boş kalmaz.. Haa işte o gecelerin sabahları bazen hata oluyor!! :)


10 - Siyah (En sevdiğim siyahlar)


11 - Taş (Canım annemin taaa İzmir'den İstanbul'a taşıdığı, benim kızım kedi sever diye, taşları boyayıp satan bayan'a özel boyattığı, altında ismim yazan kedicik taş'ım. Küçük durduğuna bakmayın aslında baya büyük!)


12 - Altında (Tv dolabının altı.. Oyuncakların bir kısmı burada, bir kısmı yerlerde, bir kısmı sehpa üzerinde.. Sanırım onlara özel bir raf yapmanın zamanı geldi!)


13 - Yansıma (Camdan evin en sevdiğim köşesi)


14 - Kıyafetinden bir parça ( Gömleğimin ve trençkotumun kolu :))


15 - Hava nasıl? (Kasım 15 olmasına rağmen güneş açmış, azıcık bulut ve parlayan deniz)


16 - Çantanda (Şimdi benimkiler pek çanta değilde bavul gibi oluyor.. Bir kitap muhakkak olacak, defterim, kalemliğim, mp3 çalar, gözlük kabı, anahtarlar, cüzdan.. Bunlar buz dağının görünen kısmı, gerisine hiç girmeyeyim!)


Ayı ortalamışız :)

En sevdiğim ve aynı zamanda en sevmediğim ay olarak Kasım bitsin mi, kalsın mı bilemedim..