Pazar, Aralık 30, 2012

2013!!!



Canım Ahu'cum beni mimlemiş.. Bu benim ilk mim'im olacak. Zaten 2013 ile ilgili bir yazı yazmayı planlıyordum, bu vesile ile yazayım.

2012 bana asla plan yapmamayı öğretti diyebilirim.. Hele ki son dakika attığı golü bütün hayatım boyunca unutmayacağıma eminim... Olmaz dediğim şeyler oldu, olur dediğim şeyler olmadı.. Beni çok şaşırttı 2012 her anlamda.. Hayatımın yönü değişti ve hala değişiyor.. Elimde tutamıyorum. Kendi kontrolümde olmayan şeylerden nefret ederim ama sanırım 2012 bana "buna alışsan iyi olur" mesajını bolca verdi :) Kötü bir yıl değildi ama çok iyi bir yıl da değildi.. Kendi içinde hem çok büyük mutlulukları hem de üzüntüntüleri barındırdı.. Ortaya karışık diyelim :))

2013;

İnandığımız değerlerden asla vazgeçmediğimiz

"Kendimiz" olarak kalabildiğimiz

İnanç ve sevgimizin hiç azalmadığı

Hayallerimizin asla tükenmediği

Zorluklarla karşılaşsak bile, güzelliklerin içinde onları araya kaynatabildiğimiz

Bazen korksakta; yenilikleri, beklenmeyenleri güçlü bir şekilde göğüsleyebildiğimiz

Hep güldüğümüz, herşeye güldüğümüz, her durumda gülünecek, mutlu olacak birşeyler bulabildiğimiz

Anneler hep der ya, çocukları için " Allah iyi insanlarla karşılaştırsın" diye.. İşte o "iyi insanların" etrafımızdan hiç ayrılmadığı bir yıl olsun...

Maddi istekleri es geçiyorum..

Bir de blog sayesinde o kadar harika insanlarla tanıştım ki.. Karşılıksız sevginin, önemsenmenin, çıkarsız ilişkilerin hala var olduğuna inandım yeniden, hepinize çok teşekkür ederim.. 2012'nin en güzel taraflarından biri de sizlersiniz :))

TÜM OYUNCAKLARIM TOPLANDI, YENi YILINIZI KUTLUYOR!!!

MUTLU YILLAR :))





Çarşamba, Aralık 26, 2012

Çarşamba gelmiş hoşgelmiş..

Haftayı ortaladık.. Ne büyük mutluluk..

Yapılması gereken yemekler, yapılması gereken ütüler, daha ütüler bitmeden yeniden biriken yıkanması gereken çamaşırlar, yapılması gereken bir temizlik, yapılması gereken bir alışveriş var.. Gönüllü olan??

Ayrıca kafada dikilmek için sıraya konmuş servisler, keçeler, bin türlü fikir var.. işyerinde kağıtlara çiziyorum yapmak istediğim şeyleri.. Gidip keçe almam lazım, bazı renklerim bitti.. Bu işi kendim zevkle yapabilirim :)

Ama çok mutluyum bugün, çünkü yılbaşına 4 kala Canım Sedoşum ve Leylak Dalı Ablam için yapmak istediklerimi bitirdim ve pazartesi gönderdim. Bugün ikisinin de eline geçmiş. Yaptıklarımı ayrı bir yazı da anlatıp, fotoğraflarını yayınlayacağım..

Ofis hallerim ise güne göre değişiklik gösteriyor..
Bugün pembe ve puantiyeliyim.. Kolyemi ise kendim yapmıştım.. Çok çok basit bir şey, ince zincirin ucuna yaprak desenli kolye ucunu ve bir kaç renkli boncuğu taktım, kolye oldu..


Dün mavi, yeşil puantiyeliydim.. Mahmut sağolsun yalnız bırakmadı :) Sevgi dolu bir günümmüş..



Kırmızı dosyalarıma kırmızı gözlüğüm..


Evi özlüyorum bazen, bazen de evde olmuyor işte diyorum.. 

Kararsız, karışık günler.. Hayat biz plan yaparken başımıza gelenlerdi değil mi?!!

Yılbaşı ruhuna bürünmüş bu güzel vazo ile veda edeyim.. Bir de akşam ne yemek yapacağıma karar vereyim en iyisi ;)


Pazartesi, Aralık 24, 2012

Merhaba Merhaba..

Size bugün ne giydim yazısı yazmak isterdim ama elimde yeterli veri yok.. Giydim üzerime bir şey ama işyerim tarafımdan hoş karşılanmamış olabileceğinden pek dillendirmeyeyim..Aslında dillendireyim.. Siz de bana ne olur mantıklı bir açıklama yapın..
Şimdi kot giymenin yasak olduğu bir firmada, nasıl tayt ve çok çok minicik etekler giyilebilir olur? Yani benim masum kot pantolonum, o tayttan daha mı seksi ya da o tayt, kottan daha mı kurumsal? Neyin kurumsallığı?! Bugünde kumaş pantolon giymem gerekirken ben kot pantolonumla işe geldim anne!! İşe gelirken tayt giymeye hiç niyetim yok çünkü!! Kumaş pantolon ile ise aram hiç iyi değil.. Zaten bu ciddiyetsizlik, işyerini ciddiye almama engel oluyor.. Şikayet etmeyeyim değil mi? Aylarca iş diye ağladıkta sonra..

Yanıma mantar adamları aldım bugün gelirken, arada bakışıp, konuşup, gülüşüyoruz.. Neden bende herkes gibi normal şeyler hissetmiyorum başıma gelen olaylar karşısında?! Fotoğraf cep telefonundan o yüzden pek iyi değil.. Ne iyi ki bugünlerde?? Hayatta bir tuhaf, mantar adamlarda..



Saat an itibariyle 15:32.. Kocaman bir binanın 19. katından aşağıya bakmak, değişik duygular uyandırıyormuş.. Çok yüksek, neyseki ben yüksekten korkmam. Çocukken yazlıkta, limana gelen vapurların tepelerinden denize atlamışlığım vardır.. O havadaki süre en güzeli, tavsiye ederim. Bir de düşmeyi bilmek lazım.. Yaşım artık vapur tepelerinden atlayamayacak kadar büyük ama hala bazı şeyler için küçük..

Eve gitmeme 3 saat kadar var.. Eve gidince ilk yaptığım şey hemen pijamalarıma koşmak.. Yani eve giderken başıma bir şey gelmezse eğer, yaklaşık 3 saat sonra tam olarak bu halde olacağım.. Evde daha sevgi doluyum sanki... 


Yine bir pazartesi sendromunda görüşmek üzere ...
Sevgiler.. 

Evde sevgi doluyum demiştim... Keçeler hep kalp oldu bu ara..

Pazartesi, Aralık 17, 2012

Yaşıyorum galiba..

Hiç bu kadar uzun süre yazmadığım olmamıştı..
İşe başladım, işe başlamamla birlikte tüm dengemin alt üst olması aynı anda oldu sanırım..
İş eve yakın, eve geliş saatimde gayet mantıklı bir saat aslında ama ben işten eve gelip 3 çeşit yemek yapan hamarat kadın'a hemen geçiş yapamadım... Ne zaman geçerim o da belli değil... Sanırım tüm suç cumartesi günlerinde..Ne yazık ki bende cumartesi günü (yarım gün de olsa) işe giden zavallılardanım. O cumartesi tatil olsa sanki herşey daha kolay olucak :) Neyse sonuçta bunu bilerek işe başladım.. Hem cumartesi çalışacağımı bilerek hem de 1 hafta geçmeden bundan şikayet edeceğimi bilerek.. Kendimi biliyor olmam iyi birşey bence..

Bu güzel çiçeklerle merhaba diyeyim ..


İş yerinden anlatacak pek bir şey yok, zamanla artık..

Penti'nin 3 al 2 öde kampanyalarına bayılıyorum.. Yaz, kış sömürürüm kendisini.. Pijama ve çoraplara saldırdım bu seferde.. Çok mutluyum pijamalarımla.


Bir D&R gezim ise, defterlere saldırarak sonuçlandı.. Renk renk ve üzerinde farklı mesajlar olan defterleri çok sevdim.. Ben mavi olanı tercih ettim..

Ve pek tabi ki üzerinde voswos olan bu defteri almadan çıkamazdım..


Keçelere, kumaşlara daha geri dönemedim, en kısa zamanda inşallah.. Önce bünyenin yeni duruma alışması lazım ve 1 haftadır pek geçmeyen yorgunluğunu atması lazım..

Cumartesi, Aralık 08, 2012

Sen bana çok kızdın ama ben seni seviyorum!!

Çıldırma anında baykuşu biraz gergin dikmiştim.. Arkadaşını da kesip, biçmiştim dikilmeyi bekliyordu. Bugün hallettim hepsini..

Yastığın adı; Şu an geçirdiğim dönem itibari ile "Sen bana çok kızdın ama ben seni seviyorum!!" oldu.. Zaten yastık resmen benim ruh halim ile orantılı olarak şekillendi..


Günlerdir evrene olan isyanım, onun bana tokat gibi cevabı sonucunda "seviyomuş beni yaa, unutmamış kıyamam" sırıtışımla sonuçlandı..

Dün akşam üzeri bir telefon aldım.. 5 dk da değişir tüm işler diyoruz biz buna..
Efenim bıdıbıdıbıdı firmasından arıyorlarmış, ben başvuralı çok olmuş, cv mi arşivden bulmuşlar çıkartmışlar, çok ayıp etmişler farkındalarmış, bu zamana kadar aramamakla neler kaybetttiklerinin farkındalarmış artık, lütfedersem yarın (bugün için) görüşmeye gelebilir miymişim?!Eee tamam madem bu kadar üzüldünüz, geleyim bari dedim.. Bugün gittim görüştüm.. Bir zamanlar fakir ama gururlu bir kız vardı, size başvurmuştu aramamıştınız, artık o da sizi istemiyor diyip, kötü kadın gülüşü eşliğinde çıkacaktım, baktım çok ısrar ediyorlar hadi dedim büyüklük bende kalsın :))

Tabi ki böyle olmadı..Dün akşam aradılar, görüşmeye çağırdılar, gerçekten çok eski bir başvuru, arşivden bulmuşlar beni. Bugün görüşmeye gittim, görüşmem çok iyi geçti ( her görüşme iyi geçer zaten!!) iş tam dilediğim gibi bir iş, bildiğim senelerdir yaptığım iş.. Önce insan kaynakları sonra Satınalma Müdürü ile görüştüm.. Arabaya bindim, eve geldim, iyi geçti işte falan ne bileyim ya diye dolanıyordum ki.. Aradılar!! Pazartesi başlayabilir misiniz diye?! O sırada nefesim kesilmiş olabilir, yemin ederim ağlayacaktım, sesimi zor kontrol ettim konuşurken..

Dün akşam yine bu koltukta oturmuş yazı yazarken, mucize istiyorum demiştim..

Sanırım bu mucize kapsamına girer.. Murphy Amcama da nanik yapıyorum huzurlarınızda.. Hoş o yapacağını yaptı bana yine.. Benimle dalga geçme şekli gerçekten çok ilginç!! Neyse onu sonra anlatırım..

Şu an itibari ile şaşkın, mutlu, ara sıra ağlamaklı (ee şoktayım napim!), pazartesi ne giyeceğim ben telaşında bir insanım.. İşe başlıyorum!!

Umarım güzel bir yerdir, umarım güzel insanlarla karşılaşırım, umarım herşey yolunda gider.. Bu şans ise bana verilmiş, umarım güzel kullanırım bu şansı.. Umarım herşey yolunda gider.. Lütfen, lütfen, lütfen...

Kocaman kalpler sevgiler...








Cuma, Aralık 07, 2012

Çöpe atasım var!!

Yemin ederim kendimden sıkıldım!! Kendimi kaldırıp çöpe atasım var, camdan da olur.. Hoş 1. kattayız hasar büyük olmaz, camlarda demir var zaten, araya sıkışmamda muhtemel..O demirlerden nefret ediyorum, tam hapishane havası.. Bu aralar nefret etmediğim pek bir şey yok gibi, ucunun kendime dokunması da kaçınılmazdı..

Gayet mutlu bir baykuş olarak hayatına başlayan bu pembiş baykuşunda bu hale gelmesi tamamen benim dünyaya isyanım neticesinde oldu.. Ters ters bakıyorum herşeye..


Hayatım pijamalarım ile yakın ilişki içinde geçti bu hafta.. Sadece pijama giyerek yaşanabildiğini farkettim, bu beni biraz rahatlattı. En azından ne giyeceğim derdim yok.. Geçen akşam, eşimin gece iş yerinde olması gerektiğinden, iyi gelir bana kardeşime gideyim dedim.. Zaten her aradıklarında ben "nasılsın" sorusuna bile hıçkırarak cevap verdiğimden tüm aileyi ayağa kaldırdım.. Çok yakın oturuyoruz ama pijamalarla giderek abartmış olabilirim.. Hem kalıcaktım onlarda.. Yani zaten onlara gidince de pijama giyecektim, hem pijamalarım da çok güzel..Kırmızı Converselerimle de pek bir güzel oldular..

Fotoğrafta bir zamanlar mutlu olan baykuşları da görebilirsiniz..


Tamam delirmiş olabilirim ama bu mumların etrafına dantel bağlamama engel olamıyor.. Kendimi iyi hissettiğim minicik aralarda bişiler yapıyorum.. Kar yağacak diyorlar, yağsa yaa.. Evin karşısında boş bir arazi var, tam kaymalık.. Heyecanla bekliyorum.. Leğeni alıp kayalım diye pek bir hevesliyim.. Komşular çok eğlenecek eminim..


Seda'nın keyfini yerine getirme çalışmaları sonucu gelen yeni arkadaş.. Bir ara toplu fotoğraflarını çekmeyim şu miniklerin.. Bu kırmızı bebek 1954 Mercedes - Benz 300SL..


Mucizelere inanır mısınız? Ben pek inanmam.. Başıma pek gelmedi çünkü öyle mucizeler. Genelde olabilecek en tuhaf ihtimaller silsilesini çekerim kendime.. Sadece bir kez en olmaz dediğim, en zor olabilecek ve en çok istediğim şey, olabilecek en kolay şekliyle ve en kısa zamanda olmuştu ve hayatımın en güzel hediyesiydi.. Hakkımı mı doldurdum acaba ben onunla?! Murphy Amca peşimi hiç bırakmaz..Şu an biraz mucize istiyorum. Bu halimden kurtulamak için.. Çünkü çok sıkıldım.. Eski neşeli, herşeyle dalga geçen halimi geri istiyorum.. Bu isyanlar pek iyi gelmiyor.. İsyan ettikçe edesim geliyor.. O dalga geçen insana bir kavuşsam, bir kabullensem iyi olacak iyi..

Ama önce şu evden çıkmam ve pijamalarımla vedalaşmam gerekiyor... Acilen yaşam enerjisi lazım bana.... Bir de şans! Ama en kocamanından.. Lütfen lüften lütfen.. Bu şansı istiyorum...

Perşembe, Aralık 06, 2012

Hediye?!

Bazen neyin iyi geleceği belli olmuyor.. Bir yerde bir cümle geliyor, dokunup biraz da olsa rahatlatıyor..

Günlerdir kötüyüm, elim hiçbirşeye gitmiyor. Sanırım 4 gün oldu evden bile çıkmadım..
Zorlama kitap okuma çalışmaları, zorlama bir şeyler dikme çalışmaları.. Yok fayda etmedi..
Aralık bana pek iyi gelmedi.. 32 hele çok fena geldi.. Beklediğim bazı şeylerin olmaması, beklemediğim şeylerin olması ise tüm dengemi alt üst etti, hala toparlayamadım.. İyiymiş gibi yapmaya çalışıp, yaklaşıp 5 dk sürdürebiliyorum bu hali.. Kendimi bir odaya kapatıp bir süre çıkmayasım var. Tüm dünya üzerime geliyor, nefes alamıyorum gibiyim.. Kendimi parçaladığım yetmiyor gibi etrafımdaki bir çok insanı da çok üzüyorum, bu daha da kötü olmamı sağlıyor.

Sonra bugün Sevgili Füsun Ablamın yayınladığı bir kitap sayfasını gördüm.. Kitap nedir, neyi anlatır bilmiyorum..

"Hayat böyledir; güç anların gizli bir işlevinin olduğu, bizi büyüttüğü o anda ender olarak farkedilir. Melekler büyücü kılığına girer ve çirkin ambalajlara özenle sarılmış harikulade hediyeler getirirler bize."

Şimdi bir süre bu cümleyi defalarca defalarca defalarca okuyacağım.. İyi gelmesini umarak..

Pazartesi, Aralık 03, 2012

Kesmelere dikmelere doyamadım..

Mahmut'tan sonra kendimi durduramadım :) Çok eğleniyorum keçelerle.. Başladığım şey ile bitirdiğim şey genelde farklı olsa da, sonuç gelişmeye göre değişiklik göstersede, kendim yapmış olmak büyük mutluluk..

Huzurlarınızda son bir kaç günün mahsülü ;

Pazardan 5 TL'ye almış olduğum yastık kılıflarım var, renk renk, kumaşı yumuşacık, kadife gibi.. Yolum düşünce yeni renkler gelmişse alıyorum hemen :) Bu yastıklar ile ilgili planım keçe ile üzerlerine çiçekler böcekler dikmekti zaten, sonunda gerçekleştirdim.. Önce kalıplardan çiçekler kesildi, basit olanlar ile başladım. Çok dallı budaklı detaylı bir desene girmeden en sadesi ile ilk yastıgım bitti..



Araya 2 tane broş sıkıştırdım.. Bir adet fotoğraf makinesi, en renklisinden ve Mahmut'a arkadaş bir sarman kedicik.. Kendisinin adı yok daha..


Bıyıkları da var ama her an kesebilirim.. Bıyık konusunda emin değilim :)




Servislerden kalan dantellerim vardı, onları da kavanozlara sarıp, ip ile bağlayarak değerlendirdim.. Yapıştırmakta bir seçenek ama kavanozları yıkayacağım zaman dantellerin akıbeti ne olur bilmediğimden basitçe bağladım..


Cumartesi hava o kadar kötüydü ki burnumu camdan çıkartamadım desem yeridir. Arkadaşlarım gelecekti doğum günüm şerefine ama yarı yola kadar bile 4 saatte gelebildikleri için ne yazık ki daha fazla yollarda mücadele etmelerini de istemediğimden iptal ettik.. B kişisi Kadıköy'de, E kişisi Bahçelievler'de, ben Büyükçekmece'de olunca ne yazık ki bazen bir araya gelemiyoruz :(  Dağılımımız çok saçma!!