Perşembe, Ocak 31, 2013

Bu aralar..

Bu aralar çok tembelim.. Hayatımın hiç bir dönemini bu kadar "hiç birşey yapmadan" geçirmedim.
Kitaplarım yarım yarım, boynu bükük bekliyor. Arada elimi alıyorum birini, bir kaç sayfa bile kafamı veremiyorum... Keçelere elimi atıyorum, normalde hışımla saldırıp, bitirdiğim şeyler elimde sürünüyor. Şikayetçi miyim bu durumdan? Bazen evet bazen hayır.. Pek bir şey düşünesim yok. Bu dönem de böyle geçsin ne yapalım..

Kimse çıkıp "bildigin gibi degil" demiyor.. Dese de ben inanmıyorum... Kimseye inanasım yok, yalnızlık bazen çok yaralayıcı, bazen çok toparlayıcı.. Bir iyi, bir kötü olmak yorucu olsa da..

Bu güzel kalp, kitap ayracı oldu..


Bu minik ise lavanta kesesi olmak üzere kesildi ama hala dikilemedi :))


Bu minicik ise ucundaki kalbi ile yaka iğnesi oldu..


Pazar günü hadi dışarı da kahvaltı yapalım dedik, baktık ki kar başlamış ama minicik minicik yağıyordu.. Giyinip kapının önüne çıktığımızda ise, bizi bu manzara karşıladı.. Pamuk pamuk ve şiddtli bir kar yağışı :) Tabi ki bizi engellemedi, kahvaltıya da gittik, sonra sahilde yürüdük. Soğuk ama keyifliydi ... Ertesi güne birşey kalmadı ama kar bize pazar günü sürpriz yaptı..
 

 
Bizim evde vazolar hiç boş kalmaz demiştim değil mi? :)
 

Vazolar dolarken, kaktüslerde çoğaldı.. Yeni bir kaktüsüm daha oldu :))  Arkadaşlarının yanına koyduk onu da..



Bugün keyfim çok iyiydi.. Annem ve minik annem dediğim, komşumuz canım ablam bana geldi.. Geldiler, oturmadan mutfağa girip, tencere tencere yemekler yaptılar bana.. Ohh günlerce rahatım..
Bende onlara kahvaltı hazırladım.. Öğle yemeği yerine keyifli, uzun bir kahvaltı.. Sonra kahvesi.. Hiç gitmeseler ya..



Burası da ben en çok sevdiğim yol.. Benim için "ağaçlı yol"... Annemde iken nereye gidersem gideyim bu yoldan yürürüm ve mutlu olurum..


Fotoğraf çekmeyi hiç ihmal etmemişim :))

Pazartesi, Ocak 28, 2013

Özlem içeren bir mim :)

Canım Ahu'm beni mimlemiş.. Aşağıda sorular ve cevaplarım bulunmakta.. Buyrun :)) Tabi ki yine bol bol özlediğim şeylere dair elimde olan, çektiğim fotoğraflar ile süsledim.. Baktıkça fotoğraflara daha çok özledim...

ŞU AN OLSA ÇOK SEVİNİRİM

Şu an birisi bana gelip, temizlik yapsa, yemek yapsa, çamaşırları yıkayıp, ütüyü aradan çıkarsa.. üzerine hem kendine, hem bana birer sütlü nescafe yapıp getirse, azıcık sohbet etsek çok sevinirim :)) Ciddi bir temizlik olayına ne yazık ki halim yok, istediğim temizlikçi çok yoğun olduğundan biraz beklemek zorundayım. Eşimle birlikte derleyip toparlıyoruz ama benim gibi düzen manyağı birini kesmiyor o derlemeler.. Arap sabunu ile yerlere yata yata mutfağı, banyoyu sildiğim günler mazi oldu artık :) Viledanın ucu ile geziyoruz evi bu aralar ve bu benim hiç içime sinmiyor.

ŞİMDİ ORADA OLMAK VARDI
Alaçatı!!!!

Ben alaçatı sokaklarında gezeyim..  



Fotoğraf çekeyim,


Yazın kaldığımız butik otel'in bahçesindeki kahvaltı sofrasına kurulayım, acıkınca..


Bahçedeki muslukta elimi, yüzümü yıkayayım kendime geleyim.. Atayım üstümdeki kirli, yorgun ne varsa..



Tahta masalara kurulup kitap okuyup, kahve içeyim..


 Kedileri seveyim yine..

 
Ben çok sevdim ve doyamadım Alaçatı'ya.. Yaz, kış farketmez orada olmak istiyorum.


NEREDE O ESKİ GÜNLER

Tatilden başladım, tatilden gideyim.. Eski günlerde en çok özlediğim şey, çalışma hayatına başlamadan önce, yazın 3 ay süren tatillerimizdi.. Annem öğretmen olduğundan okullar kapanır, biz yazlığı açardık.. Sonra okullar açılana kadar denize, doğaya, sokaklara, dağlara, güneşe doyardık.. Evimiz müstakil, bahçeli, etrafında çok fazla ev olmayan ve denize hakim ağaçlar içinde bir tepede olduğundan özgürlük demekti bizim için yazlık. Eve girmek diye bir şey yoktu.. Yemekler terasta yenir, tüm tepe, orman evindir, öğleden sonraları toplaşıp denize gidilir.. Kardeşimle birlikte sanırım hayatımızın en güzel günleri idi..

Evimizin merdivenlerinden yukarı çıkalım.. Merdivenlerin kenarlarındaki briket'leri babamla birlikte yapmıştık, ona yardım etmiştim.. Bir zamanlar inşaat işlerini severdim :)



Merdivenlerin tepesinde biraz miskin dursa da, yabancı birisi gelince ortalığı inleten köpeğimiz Kobel bizi bekliyor..



Mayıs ayı gibi gelirseniz, bol bol kirazımız oluyor..


Her akşam bu manzara ile güneşi batırıp, akşam yemeğimizi yerdik.. Fotoğraf terasımızdan çekildi..


Nasıl özlemeyeyim? 1 hafta - 10 günlük tatiller ile nasıl kandırayım bünyeyi?

NELERİ ÖZLÜYORUM

Yukarıda anlattığım gibi eski günleri.. Daha düşüncesiz, daha mutlu, daha rahat, daha özgür olduğumuz günleri.. Kahkahalarımızı... Hayatlarımız evlerimiz, işlerimiz, sorunlarımız arasında kaybolmamışken, daha başımıza bin bir türlü şey gelmemişken, hayatın acı yönü ile tanışmamışken, herşeyin geçeceğini, her sorunun hallolacağını, her insana güvenileceğini, kimsenin bizi kırmayacağını, sevdiklerimizin hep yanımızda ve her hayalin gerçek olacağını sandığımız o günlerde attığımız gerçek kahkahaları özlüyorum..

ÇOK SEVERİM

Her akşam eşimle aynı masada, birlikte yemek yemeyi, ona yemek yapmayı
"Mozaik pasta yaptım" dediğimde kardeşim, eşim ve kuzenimin suratındaki mutluluğu görmeyi
Keçelerimle oynamayı, yeni şeyler dikmeyi, onları hediye etmeyi
Pizzayı
Yaz aylarını, denizi, güneşi..
Kedileri
Fotoğraf çekmeyi
Volkswagen'i
Oyuncak arabalarımı, şirinlerimi
Bağdat Caddesindeki Kırıntı'yı
Renk renk converse almayı
Rengarenk kahvaltı sofraları, masalar kurmayı, sofralara özenmeyi..
Uyumu, düzeni
Beyaz t-shirt'ü (Bütün yaz sadece onları giyerim, sayısını bilmediğim kadar var)

Bu liste çok uzar, o yüzden kısa kessem iyi olacak :)


NEFRET EDERİM

Herkesin işine karışabileceğini, herşeyi çok bildiğini zanneden, iki yüzlü, bencil, çıkarcı ve yalancı,
emir veren insanlardan
Kuru fasülye, nohut ve sarımsaktan!
Ağlayan çocuklardan (Nefret demeyelim de, hemen uzaklaşıyorum diyelim:))
  
Bu listeyi ise hiç uzatmayacağım, keyfim kaçıyor..


BUGÜNLERDE ÇOK DİNLEDİM

Walk off the Earth - Man Down (Rihanna Cover)
Walk off the Earth - Somebody That I Used to Know (Gotye Cover)
Bu grubu dinlenediyseniz şiddetle tavsiye ederim. Geçen seneden beri biliyorum bu grubu ve hiç bıkmadan dinliyorum. Harika cover'ları var.






ŞİMDİKİ RUH HALİM

Genel olarak mutlu olmaya çalışır ama kendini mutsuz bulan bir haldeyim. Kendime direniyorum resmen. Sadece iyi olmak ve normal hayatıma geri dönmek istiyorum.



Bu güzel soruları cevaplamak isteyen herkese gönderiyorum. Eğer mim'i cevaplarsanız ve yorum olarak bildirirseniz okumaktan keyif alırım.

Herkese sevgiler..

Perşembe, Ocak 24, 2013

Zavallı Seda'nın Ballı Süt ile İmtihanı :S

Merhabalar...

Sanırım 1 haftayı geçti pek sessizdim.. İsmime ters ama oluyor arada öyle durumlarda!

Ben geçen hafta biraz ağır bir şekilde rahatsızlandım, bir kaç gün direndim ama sonunda hastane yolları gözüktü. Tahlildi, Doktordu, en babasından 4 adet serumdu, 1 gece kesin hastanede yatış, gerisi doktorun insafına kaldık derken artık durumumdan annemi haberdar etmek farz oldu.. Gerçekten 4 gün evde sürünürken iyi idare etmiştim anneme çaktırmadan ama kendimi tebrik ediyorum. Sonunda okuldan koşa koşa gelen bir anne, önce bir kaç gün benim evde, sonra annemin haftanın belli günleri okulda dersi oldugundan annem de devam eden anne bakım seanları...
Hastanede annemin ilk şoku atlatıp, ölmediğimi anladıktan sonra başlayan klasik "bana neden haber vermiyosun vıdıvııdıı bıdıbıdııı bidiibidiii" lerini geçiyorum. Çünkü gerçekten yazmaya bile halim yok, dinlerken neler çektim bir ben biliyorum..

Asıl eğlence şimdi başladı ama!! Annem (Sanırım diğer bütün anneler gibi) çok yemek yenince tüm hastalıkların iyileşeceğini sanıyor... Hele bir de hastalıktan kilo verince yandım da ne yandım..

Anneme göre bir insanın yaşayabilmesi için öğünleri şu şekilde olmalı ;

Sabah kahvaltısında; 1 ekmek, yumurta, 2 çeşit peynir, 4 çeşit reçel, börek, zeytin, domates, salatalık vs vs
Ara öğünde; 1 muz, yedirebilirse 2 tane! Kendi kırdığı, bilmem nerenin dağından gelmiş fındığı, cevizi... Araya sokuşturabilirse 1 bardak süt..
Öğlen yemeğinde; Mümkünse 1 bütün tavuk, değilse yarısı, o da olmadı 1 butunu ağzınıza tıkar zaten, yanına pilavı, salatası, çorbası falan tabiki, bir adet sebze yemeği ile birlikte
Yine ara öğün; Diğerinin daha fenası..
Akşam yemeği; Öğlendeki işkence tam gaz devam
Akşam 9 gibi; Burada annem bir öğün daha uydurdu kendi kendine, yeniden meyve, çerez falan zorla
Yatmadan önce; Ilık ballı süt..

Herşeyi geçtim, bir şekilde direniyorum ama bu ballı süt çok zorluyor.. Bir de başımda bekliyor içip bitireyim diye.

Zaten bunları yememe imkan yok, mide kabul etmiyor. Doktor da az az ve sık sık besleneceksin dedi.. Annem sık sık kısmını duydu sanırım sadece..

Bir kaç gün daha burdayım. Bir zamanlar 53 kiloydum diye şarkılar söyleyerek döneceğim eve galiba :))

İyiyim, daha iyi oluyorum..

Sevgiler.

İyi ki varsın mami..

Cuma, Ocak 11, 2013

Kar gören masum İstanbullu cama yapıştı..

Evet son günlerde ki halim budur.. Cama yapışık yaşıyorum. Evin şeklini değiştirdiğimizde köşe koltuğu manzarasını (Duyanda boğaz manzaralı evdeyim zannedecek!! Manzara ne yaa) en çok sevdiğim camın önüne aldık, tam da uzanma kısmı camın önüne geldiğinden, ben kitap, kahve ikilisiyle köşeye kurulduğumda tadından yenmiyor!!

Şimdi zaten son zamanlarda nane molla olan bedenim bir de griple mücadele etmesin, hayat benim için daha da zorlaşmasın diye kar yağdığında küçük bir yürüyüş harici pek haşır meşir olamadım karlarla.. Biraz yürüdük, ben kendimi kaybedip karlara yattım, sonra saçmalama Seda dedim kalktım, bir kaç minik fotoğraf ve cam önüme geri döndüm..

İlk gün dışarı çıkamamıştım, sen gidemezsen o sana gelir diyerek eşim minik bir kardam adam yapıp, camınızın önüne koydu :) Sabah sadece burnunu bulabildik ama gece hep burun burunaydık cam önünde..


Bu da o bayıldığım manzara :) Ucundan deniz gözüküyor ve o binalara kadar olan alan boş ya yetiyor bana..


Kar buralarda böyleydi..




Ve cam önü manzaraları ...



Bu sabahta yağmur sesiyle uyandık ve neredeyse bütün gün yağdı..


Bir de Vega'nın yeni albümünü dinliyorum.. Çok beğendim, eğer tarzlarını seviyorsanız tavsiye ederim..

Bu da son günlerin sözü...Geride bırakamadıklarımıza...

Çarşamba, Ocak 09, 2013

Minik hediyeler yapmıştım..

Yılbaşından önce, o çok kötü günler esnasında (şimdi çok daha iyiyim) beni mutlu eden tek şey keçelerle geçirdiğim - geçirebildiğim küçük zamanlardı.. Evime gelseniz keçelerle yaptığım hiç birşey bulamazsınız, birisi gelse dese, ne yaptın bakalım diye gösterecek bir şey yok :) Çünkü hediye etmeyi çok seviyorum. Sevdiğim insanlara - onların seveceğini düşündüğüm- küçük şeyler yapmak beni, kendime yaptıklarımdan daha çok mutlu ediyor. Ne yapsam eşim "bu bize kalsın" diyor, bende ondan gizli gizli paketleyip çıkartıyorum evden, en çok bardak altlıklarında sorun yaşadık :) Sanırım ona özel bir şey yapmam lazım artık..

Yılbaşında beni en çok mutlu eden olaylardan birisi, Canım Leylak Dalı ablamdan gelen kart ve minik hediyelerdi.. Bende kartımla birlikte göndermek üzere, onun yılbaşı ağacı için bir şeyler yapmak istedim.

Minik bir yılbaşı ağacı ve hediyeleri koymak için çorap diktim :))

Bir tarafı bordo; 

Diğer tarafı yeşil;


Bu da küçük, ışıltılı çam ağacı
 
Bunlarda Ablamdan bana gelen harika hediyeler.. Minik değiller aslında çok büyükler.. Çünkü Seda ne sever diye düşünülmüş ve en sevdikleri gönderilmiş :)) Şirinler kalemim ve VW kitap ayracım.
 
 

Canım Seda aylar önce bu yazısında evde yapılabilecek çok güzel fikirler vermişti. Fikirlere bakmanızı öneriririm, harika şeyler var. Taa o zamandan yapacağım demiştim yorumumda. Yılbaşı için Seda'ya bir şeyler yapmak isteyince, aklına broş geldi ve karşınızda mutlu kardan adamımız :))



Not: Bu minik broş tamamen o yazıdan görüp, baka baka yaptığım bir şey. İlk kim yapmıştır, sahibi kim bilmiyorum, biraz araştırdım ama internette çok farklı yerlerde de karşıma çıktı. Emin olamadım. O yüzden sahibi budur diye bir link veremeyeceğim :( Ben evdeki malzemelerimle, kendime göre uyarladım ama fikir benim değil. Sahibini bulursam buraya linkini ekleyeceğim.

En son Suzi'm için yaptığım lavanta keseleri.. Kendisi lavanta kolanyasını yanından ayırmayacak kadar bir lavanta severdir :)) Keçeden lavanta kesesi olur mu, kokusu ne kadar dayanır, uzun ömürlü olur mu diye açıkcası tedirgin olduğum noktalar vardı ama 2 hafta oldu sanırım keseleri yapalı, gayet iyi durumdalarmış :)) Demek ki oluyomuş :)








Cumartesi, Ocak 05, 2013

Köşelere kuruldum..

Eve dönünce, bu seferde evden çıkmak istemiyorum :)

Sabah zorunlu doktor randevusuna giderken, bu güzel köpük bulutlar eşlik etti bize.. Ben heyecanla kar yağmasını bekliyorum.. Geçen yağdığında hiç keyfini çıkartmadım, bu sefer evin karşısındaki yokuştan kaymak olur, kardanadam yapmak olur, bol bol fotoğraf çekip, burnum kızarana kadar üşümek olur hepsini yapacağım inşallah..


Evdeyim ya, topladım dergileri köşelere kuruluyorum.. Kar yağacağına dair umudum kırılıyor, çünkü dışarı da çok güzel bir güneş var.. Hoş güneş olunca kar topluyor denirdi değil mi?


Uykusuz dergimden en sevdiğim Fırat'ın takvimi çıktı.. Çok mesudum :) Buzdolabında yerini aldı..


Ve en son olarak Evim dergisinı çok severim ve her ay alırım.. Hatta eşim, herşey bu derginin başının altında çıkıyor değil mi diyerek dergiye kin besliyor :)

Bu ay 64. sayfada dünyalar tatlısı adaşımın Seda'nın yazısı var :)) Onunla hala tanışmadıysanız bence tanışın, blogu da evim dergisini aratmıyor zaten.. Blogu için craft and decorate

Minik bir hata olmuş, (Ben kendi dergimde düzelttim bile :) ) siz orada Sinem Gürsoy ismini göreceksiniz ama aslında o bizim Sedoş.. Seda'nın bize ekonomik ve harika tavsiyeleri var.. Bu ekonomik kısmı özellikle eşimi mutlu edecek eminim :))


Mutlu hafta sonları..

Cuma, Ocak 04, 2013

Eve Dönüş..

İki küçük haberim var..
Aslında iki haberde pek iyi gibi gözükmesede, iyi olacak diye umuyorum..

Kasım sonu, Aralık başı itibari ile başlayan bazı sağlık sorunları yaşıyorum. Açıkcası bu konudan çok fazla bahsetmeyi de sevmiyorum. Zamanla düzene gireceğini ve azalacağını, bununla yaşamayı geçici olsada öğrenebileceğimi ummuştum fakat benim planladığım gibi gitmedi.. 2012'nin bana verdiği sen istediğin planı yap, ben canım nasıl isterse öyle takılıyorum mesajını hatırlarsınız :)) 2013'te ondan farklı çıkmadı.. Yeni yaş, yeni yıl fazla sürprizli, biraz sıkıntılı geldi bana..

Çok ciddi bir problemim yok, geçmeyecek bir durum da değil. Fakat tüm enerjimi aldığı, psikolojik olarak da çoğu zaman zorladığı, bırakın ev yada iş ile ilgilenmeyi, çoğu zaman kendimle ilgilenecek bile halim olmadığı için eve dönmem gerekti. Gün 24 saat, benim iyi hissettiğim süre toplamda 3-4 saat olunca çok zorlandım. Bu süreçte yapmak istediğim çoğu şeyi yapamadım yine de hayattan kopmamaya ve iyi olmaya, iyi durmaya, gülmeye, mutlu olmaya, mutlu etmeye, keçelerimle oynamaya, arkadaşlarımla irtibatı koparmamaya çalıştım. Bazen başardım, bazen başaramadım. Bazen çok kapadım kendimi, çok ağladım, bazen çok mutlu oldum, çok güldüm..

Eşimin ısrarı, benim artık yılmam sonucu işten ayrıldım. Evde olmak daha iyi gelecek bu süreçte.. İlaçlarımı alıyorum, bol bol yatıp dinlenirsem daha güzel olacak..

Değişiklik bana her zaman iyi gelmiştir, evi değiştirmek, farklı bir yerlere gitmek, yeni bir şeyler keşfetmek..

Bu sefer değişiklik hakkımı evin şeklini değiştirerek kullandım :) Kahve köşesinin yeri değişti.. Büyük camın önüne, evin daha aydınlık köşesine kuruldular.. Kaktüsler kırmızı dolabın üzerinden yere indi, ben tek başıma çok güzelim, bunlar güzelliğimi gölgeliyolar diye kırmızı dolap isyandaydı zaten, onu da mutlu ettik, tek başına salınıyor artık..

Sakinlik, kitabım, kahvem, keçelerim.. Evdeyim artık kahveye beklerim.. :)