Perşembe, Şubat 28, 2013

TV'sel mevzular

Dün akşam harika vakit geçirdim. Kuzenim ve eşi kendilerine izin vermişler dün akşam, dışarıda yemek yiyip gezmek için (Minik bir kızları var, pek fırsatları olmuyor) Çocuk babaanne de, ohh mis.. Kuzenimin eşi ben Seda'yı görmek istiyorum, beni ona götür diyince düşmüşler yollara. Ailede ki gelinlerle çok iyi anlaşırım, kuzenlerimden çok onlarla görüşürüm zaten. Yollara düşmüşler de yolun yarısında pişman olduklarını kendileri de saklayamadılar. Yolun bir kısmı açıkmış ama sonra trafik vs.. Mecidiyeköy'den Büyükçekmece'ye gelmekten bahsediyoruz. Zaten 22:00 gibi geri dönmeleri lazım, bebek uyumadan. Gelmeleri 1,5 saat sürdü ve toplamda 1 saat oturup, yemek yiyebildik. Biz de dün dışarı da yemek yemeye karar vermiştik zaten, eğlenceli oldu.

Konuyu Tv'ye bağlayacağım, az kaldı :)) Eve döndükten sonra, eşimin bilgisayarda işi vardı, bende Tv açtım. Kuzey Güney vardı. Tabi ki diziden haberim var, genel olarak konuya da hakimim. Şimdi evde bolca vakit geçirince televizyondan uzak kalmak mümkün değil. Özellikle izlediğim bir program yok, zaten dizi takip etme konusunda hiç başarılı değilim (Yabancı dizileri ayrı tutuyorum tabi ki) kadın programlarının yanından geçmiyorum, çünkü sinirlerim tepeme çıkıyor.

Ben her durumda mantık arayan bir insan olduğumdan özellikle dizilerdeki klişe durumlar ve mantıksızlıklar beni deli ediyor!! Özellikle kadınların inatla kendilerini sevmeyen ve başkaları ile birlikte olan erkekleri elde etmek için, içirip yanına yatıp fotoğraf çekmek olsun, sevgilisinin yanında adama sırnaşmak olsun hareketleri gerçekten iğrenç ve çok gurursuzca geliyor. Yani adam seni sevmiyor, diğerini terketse ne olucak anlamıyorum? Ha bu arada o çok aşık çiftimiz de nedense ufacık bir durumda hemen küsmeler, ayrılmalar.. Eee hani siz çok seviyordunuz birbirinizi vs vs.. Bu kadınların düşürüldüğü durumlar ne olacak ey hemcinslerim? Bir bitmedi, bitemedi bu klişeler...

Tekrar Kuzey Güney'e geri dönüyorum. Hayatta en tahammül edemediğim kadın tipini izledim dün akşam. Handan Hanım!!! Nefret ettim kadından. Çocuklarını babalarına karşı dolduran, eski eşlerinin yeniden evlendikleri kadınlara karşı, tanımadan bilmeden kötü konuşan, hem adamın arkasından demediğini bırakmayıp, hem de yüzüne gülse koşup kollarına atlayacak kadınlara tahammülüm yok!!! Kadın sen adama demediğini bırakmadın, bu adam bu kadar kötü madem bırak ne hali varsa görsün, süslenip püslenip nikaha gitmek ne demek? Kadın dediğin önce gururlu olacak, kendisine saygısı olacak!! Nedense yeni evlenilen kadın da hep kötüdür zaten. Çocuğuyla bir konuşması vardı, o şimdi yemekler yapmıştır gözünüze girmek için vs, yok onun yaptığı yemeği mi yedin gibi (Tam hatırlamıyorum, sinirden çıldırmıştım) Kadın bir sus, bir dur, bi git, bi öl ne olur... Diğer kadın neden hep kötü algılanır bu kadınlar tarafından onu da anlamam. Kadın sen boşamadın mı bu adamı? Şimdi mi kıymete bindi? Çok sinirlendim çok....

Kadınların kendilerini böyle durumlara sokmalarına - dizi bile olsa - tahammül edemiyorum. Ki gerçek hayatta zaten bolca var bunun örneği.

Çok sinirlendim, yazdım rahatladım :)

Bir de bir reklam var. Çocuklar süt içsin kampanyası gibi bir şey. Çocuk süt içiyor, sonra soruları çözüyor hemen, yaşlılara yardım ediyor, karşıdan karşıya geçiriyor (sütle alakasını çözemedim ama), bir de eve gelip annesinin açamadığı kavanoz kapağını açıyor!!! Açamaz!! O çocuk o kavanozun kapağını açamaz!! Sinir oluyorum her denk geldiğimde reklama. Ben açamıyorum çünkü. Parmağımı incittim ben kapaklar yüzünden. Nice yemekleri herşey hazır olduğu halde, o kapağı açamadığımdan yapamadım. Sabahları eşim işe giderken, şu kapağı aç öyle git bari diye elimde kavanoz az dolaşmadım.. O çocuk o kavanozun kapağını açamaz, bu kadar diyorum. Kandırmayın bizi..

Bugünlük bu kadar saçmalama yeter diyerek, hemen kaçıyorum :))

Çarşamba, Şubat 27, 2013

Bir takım momiji fotoğrafı

Pazar günü hava o kadar güzeldi ki, kendimizi sahile atmamız kaçınılmazdı.. Tabi bizim gibi düşünen binlerce (abartmıyorum!) insan olduğunu hesaba katmamışız :) Kahvaltı yaptığımız yerden kalkıp sahile doğru bakınca akın akın insan kalabalığını görünce biraz afalladım :) Temiz hava alalım demiştik ama baktık pek hava alamıyoruz deniz kenarına inip biraz fotoğraf çekip sakin sessiz evimize döndük..

Momijilerimiz tabi ki yanımızdaydı, biz uzanamadık kumlara, denize ayağımıza sokamadık ama onlar baya faydalandılar :)



Öinik bir kaza geçirdik bu arada ;)


Sular bir anda yükseldi ve ne olduğunu anlamadan sular altında kaldık ;)


Dr. Love hemen yardıma koşup Clever Clogs'u kurtardı :))


Eve ise kitabı ile çok huzurlu bir gün geçirdi..



Sevgiler..


Pazartesi, Şubat 25, 2013

:))

Yazının başlığı kocaman bir gülücük olsun ve sebepsiz gelen mutluluklara ait, çok karışık bir yazı olsun :))

Kıyısında oturup seyrederken bile mutlu eden denize,


Yüzünü gösterip deli gibi mutlu eden güneşe,


Deniz ve güneşin büyülü birleşmesine teşekkürlerimle..
Çünkü beni ikisi kadar mutlu eden çok az şey var..


Aynı yerde 6 saat oturup, hiç sıkılmadan oradan buradan kah gülüp, kah üzülerek hiç sıkılmadan sohbet edebildiklerimiz iyi ki varlar..


Seneler sonra, sanki hiç gitmemiş gibi, tesadüflerin "tam da zamanında" yeniden karşıma çıkardığı ve seneler saniyeler gibi geçmişte, hep burdaymış gibi geri gelenlere, verdikleri enerjiye, sevgiye, dostluğa şükürler olsun ..


Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olduğunu biliyordum ama yemek yapmanın ilgisini yeni farkettim.. Hele aylarca hiç yemek yapamadıktan sonra bu aralar sebzeleri yıka, doğra işlemi en sevdiklerimden :) Yazın bu domatesleri hazırlarken, domatesleri açarken kapaklarının beni bu kadar mutlu edeceğini düşünmemiştim..


Aynı anda bir kaç tencere yemek pişirdikten sonra buharlaşan camlarda sanat çalışmalarımı!! yapmanın, kuruduktan sonra kalan lekelere bile bakıp gülmenin de mutlulukla bir ilgisi var...


Hayatın aslında kocaman şeylerden değil "Karşılıklı kahve içerken mutlu olabilmekten, gülebilmekten, sohbet edebilmekten" ibaret olduğunu, aslında mutlu olmanında bu kadar basit olduğunu bana her gün gösterdiği için ona'da şükürler olsun.. Momijilerime kulak yapmasını tasvip etmiyorum yine de!! :)


Ben öyle her an mutlu olabilen bir insan değilim.. Genelde mutsuz olmaya daha meyilliyim. Korkularım, acabalarım, pişmanlıklarım her mutluluklarımdan fazladır.. Hele son zamanlarda tam anlamıyla dibe battım, durumumun başka açıklaması yok..
Ne oldu da ben böyle küçük gözüküp aslında kocaman şeylerden mutlu olabildim, farkedebildim bilmiyorum :)) Kalıcı bir durum olursa sevinirim...

Sevgiler..

Cuma, Şubat 22, 2013

Oyuncak çılgınlığı!!

Minyatür herşeye ilgim çok büyük.. Herşeyin küçüğü şirin olur zaten :) Evde minik arabaları, oyuncakları seven bir kadın olunca, evin erkeği de bunları bulup almaya çok hevesli olunca bizim evde oyuncak nüfusu her geçen gün artıyor.. Kimse dur demeyecek, ben de durmayacağım bu kesin :)

Öncelikle sizi sevgililer günü hediyem olan yeni momijim "clever clogs" ile tanıştırmak istiyorum!


Bu momijim eşimin seçimi, bana benzediğini düşünüyor :) Benim de renk renk berelerim var, bu kış taktığım beremde çizgili idi, bere harici boynumdan her zaman ya atkı, ya fular olur. Fularlarında renk renk koleksiyonunu yaptığım doğru :)

Momiji çılgınlığı tam hız devam ederken, tesadüf eseri girdiğimiz ve normalde hiç alışveriş yapmadığım bir markette çok şirin bir koltuk takımı bulduk :) Hatta yemek odası, yatak odası, banyosu ve mutfağı da vardı. Küçük bir ev kurulabilir. Onları da sırayla alacağız :) Markanın adı mom's lap. Ürünler burada. Instagram'a fotoğraflarını yüklediğimde soran olduğu için detaylı yazıyorum. Biz Kiler markette bulduk. Fiyatı 20 TL idi. Üzerinde +3 yazıyordu, bende +3 bir insanım sonuçta..

Momijiler ile çok şirin oldular, sanki onlar için yapılmışlar. En kısa zamanda güzel bir raf ile özel bir köşe hazırlayacağız onlara..

Eve kitap okurken uyuya kalmış :))



Kızlara ev yapıyoruz :) Oturup bütün gün tv izliyorlar!!!


Ne zamandır küçük arabalara ara vermiştik.. Bu sabah uyandığımda bunu karşımda buldum, çok sevindim :) Bu yaz bana küçük bir Vespa alma hayalimiz vardı, sanırım ertelemek zorunda kalacağız. Bu yaz beklenmedik masraflarımız olabilir, vespa'ya bütçe ayırmak zor gibi. Zaten kimsenin de benim motorsiklet sevdamı desteklediği yok :) Ben Vespa isterken Bmw gelmiş daha ne isterim :)


Hastalarına daha çabuk yetişsin diye şimdilik motorumu Dr. Love'un kullanımına bırakıyorum :)


Bu hafta da genelde evde geçti, hafta sonu telafi edeceğim inşallah :) Sağlık durumum daha iyiye gittiğinden artık daha çok dışarı çıkabilirim sadece havaların biraz daha düzelmesini umuyorum.. Güzel fotoğraflarla dönerim inşallah..

Sevgiler..

Cuma, Şubat 15, 2013

Hangi şekilde kitap okursunuz?

Kahve Tadında blogunun güzel sahibesi beni mimlemiş.. Kendisi çok kibar, sevgi dolu ve güzel blogunu seveceğimiz bir sürü konu ile dolduran aramıza yeni katılmış bir arkadaşımız..
 
Bu ara bir çok konuda mimleniyorum ama bazılarını cevaplayabiliyorum, bazılarına geç kalıyorum, bazılarını ise hiç cevaplayamıyorum bu sebeple de af dileyeyim mimleyenlerden...

Hangi şekilde kitap okursunuz? ( "Hangi şekilde" diye sorulunca aslında iki anlama da gelebiliyor yada ben öyle anladım bilmiyorum, genel olarak cevaplamaya çalışacağım)

En sevdiğim okuma şekli, okuma, sohbet ve kahve köşesi olarak adlandırdığım köşede, mümkünse sessizlik ve kahve eşliğinde gerçekleşen okumalarım.. Beni çok saran, heyecanla okuduğum bir kitabım var ise benden mutlusu yok..



Aynı anda bir kaç kitap okumayı seviyorum. Çok hevesle başladığım bir kitap, başka bir kitabın gerisinde kalabiliyor bazen, bazen de ikisi hatta üçü aynı anda güzel güzel ilerleyebiliyor..
Tüm okuduğum ve okumak istediğim kitapların gözümün önünde olmasını ise özellikle tercih ediyorum. Kitaplarım her zaman gözümün önünde ve yanında olsun, ne zaman ne okumak isteyeceğimi bilemeyebilirim :) Bazı dönemler çok fazla kitap okurum, bazı dönemler ise kafamı veremem uzaklaşırım. Kitabın içine giremiyorsam, kendimi veremiyorsam okumaya ara vermeyi tercih ederim çünkü kitaptaki hiçbirşeyi kaçırmak istemem.

Aydınlık yerleri çok seviyorum, gündüz bile tüllerim genelde açıktır.. Bol ışık alan, rahat köşeleri de tercih ederim kitap okumak için..



Bir yazarı sevdi isem, ayırmadan tüm kitaplarını almak isterim.. Seri tamamlanmadan rahat etmem :) Yeni çıkan kitapları ise takip eder ve hemen edinmeye çalışırım..

Başucu kitaplarım vardır bir de, defalarca okunmuş ama yine de hep okunmak istendiği için başucundan ayrılmayan..


Bazen okurken not almak isterim.. Genelde zaten her an elimin altında, çantamda not defterim vardır.. Kitapların altını çizdiğim de olur.




Evden dışarı çıkarken çantamda muhakkak bir kitabım olur, otobüs ile bir yere gidiyorsam ve oturacak yer bulabilecek kadar şanslı isem kitap okumayı tercih ederim. Seneler önce, çok uzun olan iş - ev yolculuğumda nice kitapları bitirmişliğim vardır.. Yollarda kitap okumanın keyfi de bir başkadır..

Farklı tarzlarda kitapları da okumayı severim.. Gerilim romanları ise bir dönem favorimdi, şu aralar biraz ara versemde bu ikisi de elimin altında ve yarılandılar..

Koltuğumun kenarından kitabımı yanından kahvemi eksik etmem..


Kısa, öz ve her zaman olduğu gibi fotoğraflar ile cevaplamaya çalıştım, umarım tatmin edici olmuştur.

Ne şekilde, ne kadar olduğunu bir kenara bırakıp, herkesin "okuduğu" günler dilerim..

Canım Ahu'mu mimliyorum öncelikle - Mim canavarım :) Sonrasında ise kimler cevaplamak ister ise onlara gönderiyorum..

Sevgiler..

Cuma, Şubat 08, 2013

Göl kenarı...

Ben hala geçen pazarın fotoğraflarını koyacağım bloga, yeni bir pazar geldi.. Haftayı bitirdik..
Geçen pazar yaz gelmişti, ondan önceki pazar kar yağıyordu, bu pazar nasıl geçecek bilemiyorum ama şu an dışarıda fırtına var resmen. Sabahtan beri ciddi bir yağış ve kuvvetli bir rüzgar hakim, deniz bile resmen kudurmuş gibi... Tabi ki yine burnumu bile camdan çıkartmadığım bir gün geçiriyorum.

Geçen hafta o harika havada kızları da alıp kendimizi göl kenarına attık.. Eser, üşürüm falan demedim, dışarıda oturduk. En güzeli de o oldu zaten. Kış, kar, yağmur iyi güzel severim ama ben yaz insanıyım bu kesin!!


Çimlere uzandık :))


Uzun uzun göl'e bakıp, hayaller kurduk..


Kenarına oturup, sohbet ettik..


Tarihi köprünün üzerinde yürüyüş yaptık..


Durmadan göl kenarına gittik diyip duruyorum, neresi burası dersiniz diye "Eve" size köprüyü tanıtmak istiyormuş, sözü ona bırakıyorum...


"Arkamda görmüş olduğunuz Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü, İstanbul İli Büyükçekmece ilçesinde, Büyükçekmece gölünün Marmara Denizi ile birleştiği noktada yapılmış olup, İstanbul'u Avrupa'ya bağlayan tarihi ticaret yolu üzerindedir. Mimar Sinan tarafından inşa edilen ve  "Köprü, eserlerimin içerisinde şaheserimdir." dediği köprü, ordunun sallarla karşıya geçerken zorlanması sonucunda Zigetvar Seferine çıkan Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile yapılmıştır. Seferde Kanuni Sultan Süleyman'ın ölmesi sonucunda oğlu II. Selim zamanında, 1567 yılında tamamlanmıştır. Köprünün yapımı esnasında gölün suları tulumbalarla boşaltılmış ve 40.000 m3 taş kullanılmıştır. "

Farklı zamanlarda köprü ve çevresinde çektiğim fotoğraflar;










Tanıtımımı da yaptığıma göre, sevgiler diyerek huzurlarınızdan ayrılıyorum :))

Perşembe, Şubat 07, 2013

öyle böyle şöyle


Merhaba....

Canim deli gibi pizza istedi, bu reklamlar bir fena.. siparis etsem ederim, oturup bir orta boy pizzayi da yerim yemesine ama sonra o mide ne hale gelir, sabaha kadar beni uyutur mu orasi mechul.. portakal yemekten kullaniyorum hakkimi ac gozlulugumu bastirarak.. 

Lavanta kesesi diktim en kalplisinden yine...


Hava 2 gun cok guzeldi, bugun yine yagmur basladi.. ben evde kalmayi tercih ettim.. biraz kitap, dikis nakis oyalandim. Bu miymiy halimden nefret ettigimi soylemis miydim? Daha iyiye gidiyorum ama bazen yeniden nuksediyo halsiz hallerim..


Oysa pazartesi doktor randevusundan sonra cok mutluydum.. hersey yolundaydi, surecin dogal sonuclari bile bazen yoruyor hele benim gibi psikolojik olarak toparlanamamissaniz...


Sanirim gidip yiyecek birseyler bulsam iyi olacak.. 

Pazar, Şubat 03, 2013

Bol güneşli, bol kalpli pazarlar..

Hava çok çok güzel.. Güneş yüzünü gösterdiğinde benim için bir şeyler iyi gidiyor demektir zaten.

Birazdan hazırlanıp, çıkacağız. Pazar günü evde kahvaltının yanında en güzeli, güneşli güzel havalarda dışarda kahvaltı yapmak.. Geçen pazar karlar eşliğinde yaptığımız kahvaltıyı, bu pazar güneş altında içimiz ısınarak yapacağız göl kenarında.. Hava bile bu kadar çabuk değişirken, bizim ruh hallerimiz, zevklerimiz nasıl değişmesin..

Kalpli aksesuarları, objeleri pek sevmezdim.. Özel bir günde erkek kardeşim ve eşi bana hediye kolye seçerken, kardeşim kalpli olanı beğendiğinde, eşi "aman ablam bunu kafamıza atar, ne kalbi" diyerek onu vazgeçirmiş ve farklı bir modelde karar kılmışlar. Haklıydı da, kalpli bir kolye takmazdım :) Daha sonra "Ablam bu kardeşin seni tanımıyor, sana kalp alıyordu biliyor musun?" diye bana şikayet etmişti :))

Şimdi ise durmadan kalpli bir şeyler kesip - dikmem, evin her yerinden kalpler fışkırmasına ne demeli?

Eşime gecikmiş doğum günü pastam, tabi ki kalple süslenmiş..


Kalpli kurabiyelerimi alıp keçelerimin başına geçtim :))


Sonra kendime bir değil, iki değil, 5 minik ve rengarenk kalbi olan kitap ayracı diktim :)) instagram'da severek takip ettiğim bir arkadaşımın "esrakedigen" çarpı işi ile yaptığı modelden esinlendim. Çarpı işi becerim olmadığından ben de keçeli olanını yaptım. Hatta aynı bebeklerle, aynı ayraçla, aynı kitaplarla, aynı fotoğrafı çektik, çok eğlenceliydi.. Sanırım yakında bende dalacağım o xxxx lere :)


Pazar günü için yazı yazayım, fotoğrafları toparlayayım dediğimde farkettim bu kalp artışını :) Hepsi arka arkaya denk gelmiş, kurabiyeler bile.. Pek bi sevgi doluyum sanırım bu aralar..

Mutlu Pazarlar..